Orta Dünya

Orta Dünya’da Tarihî ve Mitolojik Esintiler

Fantastik edebiyatın mihenk taşı Yüzüklerin Efendisi, dünya tarihinden ne kadar etkilendi? Eserde Hıristiyan motifleri var mı? Eski uygarlıkların izlerini taşıyor mu? Tolkien’in eşi bu evrene nasıl bir katkıda bulundu? Bu soruları cevapladığımız bu yazıda, Yüzüklerin Efendisi’ndeki tarihi detaylara değiniyoruz.

Hem edebiyatın hem de sinema tek efendisi olan eser Yüzüklerin Efendisi eskiden beri benim için vazgeçilmez bir kitap ve filmdir. Bütün filmler bir yana, o bir yanadır. Çocukken tanıştığım şu an eser İngiliz yazar J.R.R. Tolkien’in elinden çıkmadır. Bu adam öyle bir adamdır ki hayatını bu hikayenin geçtiği Orta Dünya’ya adamıştır. Tolkien, kendini bildi bileli hep hikayelere, masallara ve dillere ilgili biriydi. Ardından kendi hikayelerini ve dillerini yaratmaya başladı. Bu dünyadan tanıdığımız Elfçe aslında Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nden önce oluşturmaya ve kurallarını belirlemeye başladığı bir dildi. Hikayelerini de bu dilin konuşulduğu olaylarda anlattı. Fakat bir dil ona yetmedi ve Orta Dünya’da birden fazla halk olduğu için her birine ait dil ve lehçeler oluşturup hepsinin kurallarını belirledi. Dilleri yaratırken gösterdiği özeni hikayelerde de gösterdi. İnce ince işledi her birini. Hayal gücü, yaşamındaki tecrübeleri ve derin tarih ve mitoloji bilgisii Tolkien’in Orta Dünya’yı ve burada geçen çeşitli hikayeleri oluşturmasını sağladı. İngiliz dilbilimi profesörü olan Tolkien, hikayelerini anlatırken tarihteki olaylardan da ilham aldığı oldu.

Orta Dünya İsmi Nereden Geldi?

Tolkien İskandinav mitolojisinin büyük bir hayrandıydı. Eskiden beri mitleri dinler ve okurdu. Orta Dünya ismi de bu mitolojiden tanıdığımız Dokuz Diyar’dan biri olan Midgard adındaki yerden geliyordu. İskandinav mitolojisinde Midgard insanların yaşadığı yerdir. Midgard kelimesinin İskandinav dilindeki yazılışı Miðgarðr. Bu da Eski İngilizce’de Midden-geard yani Orta Bölge/Diyar anlamındadır. Bu da sonrasında yine benzer anlamdaki Middan-eard’e ve en sonunda bizim bildiğimiz Middle-earth yani Orta Dünya’ya dönüşmüştür.

Odin, Gandalf ve İskandinav Mitolojisi

Volsunga adlı İskandinav destanında güçlü ve kötücül bir yüzük ve kırılmış olan bir kılıçtan bahsedilir. Bu kılıç Odin’e aittir. Kırık kılıç yeniden dövülür. Odin de bizim büyücü Gandalf’ın ilham kaynaklarından biridir. Tıpkı Odin gibi Gandalf da oldukça bilge bir karakterdir. Aslında Odin, Marvel filmlerinde göründüğü gibi sert ve savaşçı bir karakterden ziyade daha yüce diyarlardan gelen gizemli bir gezgindir. Bu da yine aklımıza Gandalf’ı getirir.

O da tıpkı Gandalf gibi insanların arasına karışır ve onlara yol gösterir. İkisinin de asası ve güçlü sağlam binekleri vardır. Gandalf’ın ismi de bu mitolojinin anlatıldığı Edda şiirlerinde geçen aynı isimdeki bir cüceden gelmektedir. Kelime anlamı da Asalı Elftir.

Hıristiyanlık Motifleri

Tolkien’in kendisi bireysel hayatında sıkı bir Katolikti. Her ne kadar alegori yapmadığını kabul etse de hikâye boyunca Hristiyanlık dinine pek çok atıf görebiliriz. Bunu da alegoriden ziyade tarihi ve gerçeği benimsemesinden dolayı yapmış olabilir. Örneğin Gandalf’ın kendini feda edip ardından daha güçlü ve bilge bir şekilde geri dönmesi Hazreti İsa’nın da fedakârlık yapıp ardından diriltilnesinden ilham alındığı açıktır.

Bunun dışında Yüzük Kardeşliği’nin Ayrıkvadi’den ayrılışı, tam da Noel’in başlangıcı olan 25 Aralık gününe denk gelir. Hikâyenin sona erdiği, yüzüğün yok edilip Sauron’un malup olduğu 25 Mart tarihide Paskalya gününe denk gelmektedir. Bu detay kendisine sorulduğunda Tolkien’in cevabı bunun sadece bir rastlantı olduğudu yönündedir.

Gandalf, Frodo ve Aragorn karakterlerinin her biri Hazreti İsa’nın farklı yönlerini yansıtmaktadır. Gandalf peygamber yönü, Frodo rahip ve Aragorn ise kral yönünü gösterir. Kralın Dönüşü kitabında Aragorn, Minas Tirith’teki savaşın ardından yaralılarla bizzat ilgilenir ve onları iyileştirir. Hatta kendisine, “Kralın elleri, şifacının elleridir,” derler. Bu da yine zamanında Hazreti İsa’nın benzer şekilde bir yaralı kadını iyileştirmesinden alınmış olabilir.

Tıpkı Hazreti İsa’nın, insanların günahlarından dolayı, ardından gerilecek olduğu haçı taşıması gibi Frodo da kötülükle dolu Tek Yüzüğü tek başına taşır. Frodo, Hüküm Dağı’na yaklaştıkça Yüzük ağırlaşır, aynı haç ve Hazreti İsa da olduğu gibi. Ve Sam de Frodo’ya yükünü taşımasında yardımcı olur. Bu da çarmıha gerileceği yere hacı taşımasında İsa’ya yardımcı olan Kyreneli Simon’a yapılan bir göndermedir. Frodo Yüzük’ten kurtulduktan sonra “Bitti,” der. Rivayetlere göre Hazreti İsa da aynısını söylemiştir. Hazreti İsa Cennet’e yükselir. Frodo da bu zorlu görevinin ardından cennet olarak kabul edebilecek Ölümsüz Diyarlar’a gönderilir.

Gondorun Ak Ağacı

Minas Tirith’in hisar bölümündeki avluda yer alan bu ağaç, Gondor kralı Earnur’un ölümünden sonra solmaya başlar ta ki Aragorn’un dönüşüne kadar. 14.yüzyılda Sör John Mandeville’in Seyahatleri adlı bir kitapta da Kuru Ağaç adına bir ağaç vardır. Bu ağaç da Hazreti İsa çarmığa gerildikten sonra kurumaya başlar. Rivayete göre batıdan gelecek bir prensin ağacın altında şarkı söylemesi ile apaç yeniden kendine gelecektir. Tanıdık gelmiş olmalı.

Hobbitlerin Köyü Shire

Hobbitlerin yaşadığı Shire, adeta bir cennet gibidir. Yemyeşil çayırları, tepeleri ve tertemiz akan nehirleriyle bu köy insana huzur verir. Shire, Tolkien’in Sarehole adında küçük bir köyden ilham alarak yarattığı bir yerdir. Çocukken bir süre burada yaşamıştır. Kendisi de burayı kayıp bir cennet olarak anlatmaktadır. Benzer şekilde bir değirmen, güzel çiçekler, eski tip köy evleri ve nehir kenarında bulunan başka bir değirmen de vardır, aynı Shire’da olduğu gibi.

I.Dünya Savaşı

Tolkien insanlık tarihinin en büyük savaşlarından biri olan Birinci Dünya Savaşı’nda Fransa’daki Somme Savaşı’nda yer almıştır. Anlatılanlara göre bu savaş batı cephesindeki en yıkıcı savaşlardan biridir. Burada yaşadıkları hayatını etkilediği gibi yazdığı hikayeleri de etkilemiştir. Hatta kendisi de bu savaşın Ölü Bataklıklar ve Mordor diyarına ilham verdiğini söylemiştir.

Sürgündeki Kral

Bildiğimiz gibi Aragorn, Gondor tahtının varisidir. Gondar’dan uzakta olduğu için ve Gondor’da artık vekilharçlar hüküm sürdüğü için kendisine ve diğer varislere de Sürgündeki Kral denir. Ama Aragorn atalarından farklı olarak savaşını kazanır ve tahtına kavuşur.

Yedinci yüzyılda da benzer bir kral vardır. Northumbrialı Oswald Northumbria’nın gerçek kralıdır. O da tıpkı Aragorn gibi çocukluğundan babasının vefasına kadar sürgünde yaşamıştır. Hak ettiği tahtında ise Paganlar vardır. Oswald, dağılmış halkını ve ordularını toplar ve Paganları devirerek tahtını geri alır.

Beowulf’tan Esintiler

Ünlü Anglosakson destanı Beowulf’a baktığımızda da Orta Dünya’yla benzerlikler görebiliriz. Mesela ejderha Smaug Beowulf destanındaki ejderha gibi altınların içinde yatar ve bunları kıskançlıkla korur. Orta Dünya’nın önemli ırklarından biri olan orklar da bu destandan çıkmadır. Beowulf’un düşmanı olan Grendel’e destanın bir bölümünde orchneas diye geçer. Bu da canavar anlamına gelmektedir.

Gondor Krallığı

Gondor… insanların batıdaki büyük krallığı. Pek çok tarihçi Gondor’un, Doğu Roma İmparatorluğu olarak da bilinen Bizans’la benzerlikler taşıdığını söylemektedir. Tıpkı Batı Roma İmparatorluğu’nun düşmesiyle tek kalan Bizans gibi Arnor’un düşüşüyle de Gondor yalnız kalmıştır. Fakat Tolkien’e göre Gondor halkı Antik Mısır Uygarlığına daha çok benzemektedir. Hatta kendisinin de dediğin gibi: “Gondorlu Numenorlular gururlu, farklı ve eski insanlardır. Ve bence Mısırlılar gibi tasvir edilmesi en uygundur. Pek çok şekilde Mısırlılara benzerler. İhtişama ve devasa yapılar inşa etme sevgisi ve gücü gibi. Ve onların da en büyük ilgisi ataları ve mezarlarındadır.”

Minas Tirith şehrini çevreleyen 7 sur ve her birinin 7 ayrı kapısı vardır. Antik Yunan’da Thebes adındaki bir şehrin de benzer mimari yapısı bulunmaktadır.

Yunan mitlerinden Girit kralı Minos’a yenilen Atinalılar, barış anlaşması gereğince dokuz yılda bir, Minotor adlı öküz başlı canavara yedi genç kız ve erkeği kurban etmek zorundadır. Theseus, canavarla savaşmaya gönüllü olur. Siyah yelkenli gemiyle yola çıkacaktır. Babasına eğer muzaffer olursa dönüşte beyaz bir yelken açacağını söyler. Theseus Minotor’u bulur ve görevini tamamlar ama dönüşte yelkenleri değiştirmeyi unutur. Oğlunun gemisinin döndüğünü gören kral yelkenlerin aynı olduğunu fark edince oğlunu kaybettiğini sanarak kendini denize atar. Bu deniz ardından Aegean yani Ege Denizi’ne adını veren olaydır.

Aynı şekilde hem oğlunu kaybettiğini sanıp hem de güneyden gelen kara yelkenli gemilerin korsanlar olduğunu düşünen Denethor da umutsuzluğa kapılıp kendisini yakar ve hayatına son verir.

Macbeth ve Entler

Tolkien, hayatı boyunca Shakespeare’in işlerinden pek haz etmemiştir. Hatta Entleri yaratması da Macbeth’in aslında nasıl bitmesi gerektiğini göstermek içindir. Macbeth’te Macduff saklanmak için ağaçların dallarını kullanır. Ama Tolkien ise ağaçlar gerçekten de kendi kendilerine hareket etse nasıl olduğu düşüncesindendir. Bunu da Orta Dünya’daki Entleri yaratarak gösterir. Hatta Entlerin lideri ve en yaşlısı olan Ağaçsakal’ı yaratırken de en yakın dostlarından biri ve Narnia Günlükleri serisinin de yazarı olan C.S. Lewis’ten ilham aldığı söylenir. Tıpkı Ağaçsakal gibi Lewis de konuşur da konuşur ve bir türlü lafın sonunu getiremezmiş. Hatta Ağaçsakalın çıkardığı seslerin kaynağını da yine Lewis olduğu söylenir.

II.Viyana Kuşatması

Tolkien’in tarih bilgisinin yoğun olduğunu söylemiştim. Gondor Kuşatması ve Pelennor Çayırları Savaşı da tarihten izler taşımaktadır: İkinci Viyana Kuşatması. Osmanlı’nın başlattığı bu kuşatma, IV.Mehmet zamanında gerçekleşmiştir. Kuşatma üç ay sürer ve Polonya krallığının yardıma gelmesiyle Osmanlı ordusu bozguna uğrar. Yüzüklerin Efendisi’nde de bunun benzerini görürüz. Mordor orduları Minas Tirith’i kuşatır. Ardından gelen Rohan ve güney topraklarının orduları Mordor ordularını dağıtarak şehri kurtarırlar.

Edith Tolkien

Tolkien mektuplarından birinde eşi Edith ile tanışmasını ve ona aşık olmasını anlatmıştır. Vasisi tarafından Edith’le konuşması yasaklanmıştır. Sebebi ise Edith’in bir Protestan, Tolkien’in ise Katolik olmasıdır. Ama nihayetinde Edith büyük bir fedakarlık yaparak Protestanlıktan Katolikliğe geçer ve böylece evlenirler. Tolkien böylesine bir fedakarlığın ne kadar zor ve büyük olduğunu biliyordu ve bundan destansı bir aşk hikâyesi yarattı. Beren ile Lúthien. Ölümlü bir insan olan Beren bir elf olan Lúthien’e aşık olur. Bu hikâyede de Lúthien, -tıpkı Edith gibi- Beren’le birlikte olabilmek için ölümsüzlüğünden vazgeçmiştir. Hatta Tolkien ve Edith’in mezar taşlarında isimlerinin altında Beren ve Lúthien yazmaktadır.

Yazımız burada sona eriyor. Tolkien’in hikayelerini yazarken ilham aldığı konu ve olayları bu şekilde gördük. Sizi en çok hangisi etkiledi? Bunlar dışında bildikleriniz var mı? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Bize Katılın!

Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup

Orta Dünyalı bir hayalperest