• Orta Dünya

    Kuyutorman: Kuzeyin Kasvetli Diyarı

    Öncesinde “Büyük Yeşil Orman” ya da Sindarin’de “Eryn Galen” olarak bilinen Kuyutorman, Orta Dünya’nın kuzeyinde, Rhovanion’da yer alan büyük ormandır. Kuyutorman, Sindarin’de “Taur-nu-Fuin” olarak da bilinirdi. İçinde pek çok farklı türden yaratıklar ve halklar yer alırdı. Bunlar arasında Silvan Elfleri, Ormancılar, orklar ve örümcekler de vardı. Kuyutorman, kuzeydeki Gri Dağlar’ın eteklerinden güneydeki Kuzey Sığlıkları’na ve Anduin Vadisi’nin doğu ucundan Erebor’a kadar uzanırdı. Eski Orman Yolu adı verilen bir yolla ikiye ayrılmıştır. Bu yol, Uzunsakal adı verilen cüce kavmi tarafından, Dumanlı Dağlar, Erebor ve Demir Tepeler arasında geçiş sağlamak için yapılmıştı. Fakat sonrasında bu yol kullanılamaz olmuş ve Orman’ın kuzeyinde ikinci bir yol açılmıştır. Bu iki yol arasında Kuyutorman Dağları yükselirdi.…

  • Orta Dünya

    Dol Guldur: Büyücüler Tepesi

    Önceden Amon Lanc (Çorak Tepe) olarak bilinen, fakat daha sonra kötü güçlerin etkisi altına girerek kara büyü ve karanlığın yuvası haline gelen Dol Guldur, yani Kara Büyü Tepesi, Üçüncü Çağ’ın 1000’li yıllarında, Numénor’un Çöküşü’nün ardından Orta Dünya’ya gelen Sauron tarafından kurulmuştur. Kuruluşu Sauron’un dönüşüyle Kara Dağlar’a kaçan Silvan Elfleri, daha önce Amon Lanc’ta ikamet etmekteydi; başlarında ise Kuyutorman Kralı Thranduil’in babası Oropher vardı. Amon Lanc’ı ele geçiren Sauron, buraya Dol Guldur kalesini inşa etti. Artık Yeşil Orman’ın üstüne bir karanlık çökmüştü; bundan böyle “Kuyutorman” olarak anılmaya başlandı. Bunun ardından, Thranduil halkını Orman Nehri’ne doğru sürdü ve sonra bu bölgede kalmaya devam ettiler. Çevrede yaşayan halklar tarafından “Necromancer”, yani “Ölüm Büyücüsü”…

  • Orta Dünya

    Tolkien ve Orta Dünya

    Fantastik edebiyatı sarsan eserleriyle bu dala yeni bir soluk getirdi J.R.R Tolkien. Gençliğinden beri dillere, mitolojiye ve kurgusal hikayelere meraklıydı. Bu merakı onu kendi hikayelerini, mitolojisini ve dillerini yaratmasını sağladı. Dillere olan merakından, özel bir senfonisi gibi olacak kendi kelime sistemini meydana getirdi. Bu dilde günlük bile tuttu. Ardından bu dilin bir hikayeye ihtiyacı olduğunu düşündü. Bu ihtiyacın dışında onu güdüleyen başka bir şey daha vardı. Çoğu millet ve ülkenin kendine has bir mitolojisi varken İngiltere buna sahip değildi. Bu sebeple Tolkien, hem İngiltere’ye ait bir mitoloji olması hem de oluşturduğu dillerin bir hikayeye sahip olabilmesi için ömrünü adayacağı ve ileride bir külliyat olacak hikayelerini meydana getirmeye başladı. Yaşadığı olaylar,…