Yüzük Savaşı’ndan Önce Üçüncü Çağ
Amazon’un Güç Yüzükleri dizisi çıkmadan önce Orta Dünya’nın İkinci Çağı’ndan bahsettim. Bundan önce de Amazon’un berbat dizisi Güç Yüzüklerini yerden yere vurdum. Ve bugün de Amazon’un telif haklarını satın aldığı Yüzüklerin Efendisi kitaplarını kullanarak aslında nasıl bir Üçüncü Çağ hikayesi izletebileceğinden bahsedeceğim.
Gidip de Üçüncü Çağ’ın anlatıldığı kitapları alıp sonra neden İkinci Çağ hakkında dizi yaptıklarını açıklamıştım ama tekrar söyleyelim: Bunun sebebi, kendi saçma hikaye müsveddelerini bize göstermek.
Ama aslında Yüzüklerin Efendisi kitaplarını kullanarak bize gayet güzel olaylar gösterebilirlerdi. Bu yazı,Yüzüklerin Efendisi’ndeki Yüzük Savaşı öncesinde geçmiş ve Amazon’un kullanabileceği ama istemediği hikaye ve olaylardan bahsedeceğim.
Üçüncü Çağ Nasıl Başladı?
İlk olarak Üçüncü Çağ’ın ne zaman ve nasıl başladığından konuşalım. Hatırlarsak İkinci Çağ, Son İttifak Savaşı’nın sona ermesi ve Sauron’un yenilgisiyle bitmişti. Üçüncü Çağ da bu olayların ardından başlar. Yüzük Kardeşliği filminin başında Isildur’un Yüzük’ü alıp ardından Ferah Çayırlar‘da orklar tarafından pusuya düşürülmesiyle Yüzük’ün, 2500 yıl boyunca kayıplara karıştığını biliyoruz.

Arnor Krallığı
Sonrasında Arnor ve Gondor Krallıkları hüküm sürmeye devam etti. Ama 800lü yıllara gelindiğinde Arnor, ölen Kral Eärendur’un üç oğlu arasında bölündü: Rhudaur, Arthedain ve Cardolan bölgelerine ayrıldı. Bu üç bölge, kendi aralarında da çatışmalara girdi ve bu mücadele çoğunlukla Amon Sul’daki palantiri ele geçirmek içindi. Amon Sul, Frodo’nun Witch-king tarafından yaralandığı yerdi, hemen hatırlayalım. Ama Witch-king’in tek marifeti bu değildi tabii.
Sauron yenilse de kötülük hala insanların peşindeydi. Bunun öncüsü ve lideri ise Angmarlı Witch-king oldu. Witch-king Arnor’daki bu dağılışı fırsat bilerek kendini gösterdi. Hem orkları hem de Arnor bölgesindeki yabanileri ordusuna kattı. Uzun yıllar boyunca, parçalanmış Arnor topraklarına saldırdı ve işgal etti.

Arthedain Kralı I.Argeleb, Arnor Krallığını yeniden topladı. Cardolan kendilerine katılsa da Rhudaur bunu kabul etmedi. Ardından Kral I.Arveleg, düşman güçlerle çatıştı. Fakat Amon Sul kulesi düştü. Arnorlular palantiri alıp Fornost adındaki kale şehre götürdüler.
Amon Sul’un düşüşüyle Witch-king, Cardolan topraklarında özgürce yaktı ve yıktı. Rhudaur ise Angmar’a bağlı kötü insanların elindeydi.
Hobbitköy’ün Kuruluşu
Shire, bu dönemde Hobbitler tarafından kralın onayıyla yerleşim bölgesi oldu. Krala bağlı olduklarını düşünerek savaşlarda Arnor için asker bile gönderdiler.
Witch-king dışında tabiat da Arnor Krallığı’nı zorladı. Doğudan gelen Büyük Salgın baş gösterdi. Arnor halkını zayıf düşürdü. Cardolan bölgesindeki Dunedainler, Höyük Yaylalarında öldü. Witch-king bunu fırsat bilerek bu ölüleri hayaletlere dönüştürerek bölgeye yayıldı.
Shire da bu salgından kötü etkilendi. Ama Arthedain topraklarına giremeden etkisi azaldı.

Gondor ve Arnor Krallıkları bu yaşanan olayların arkasında birilerinin olabileceğinden şüphelenerek iletişimi koparmadılar. Bunun sonucunda Arnor Prensi Arvedui ile Gondor Kralı’nın kızı Firiel evlendirildi. Ardından Gondor Kralı ölünce Arvedui, Gondor üzerinde de hak sahibi olabilirdi. Ama Gondor Konseyi bunu kabul etmedi ve onun yerine Kral II.Earnil’i tahta geçirdi. Yeni kral, Arnor’la olan bağlarını koparmayacağına söz verdi.
Witch-king’in son bir saldırı hazırladığını haber verdi Arvedui. Earnil de sözünde durdu ve hemen büyük bir armada hazırlattı. Ama yardıma zamanında ulaşamadılar.
Soğuk ve sert bir kış. Witch-king saldırıya başladı. Fornost’u kuşatınca kale düştü. Arvedui, Forochel bölgesine kaçtı. O sırada oğlu Aranarth, Gri Limanlardaki Cirdan’a haber vermişti. Ama Cirdan’ın denizcileri Arvedui’yi kurtaramadılar ve kendisi Arthedain’in son kralı oldu. Zira krallık dağılmıştı. Arvedui, Aragorn’un büyük büyük atalarından biridir.
Peki, Witch-king zafer mi kazandı? Hayır, Gondor kralının gönderdiği filo geç de olsa geldi. Filo komutanı, Prens Earnur’du. Gri Limanlarda karaya çıktılar. Cirdan da onlara katıldı.
Arnor’da hayatta kalan kim varsa Earnur’un peşinden gitti. Cirdan sayesinde elfer de gelmişti. Öyle ki bu ordu, Son İttifak Ordusundan beri gelmiş en büyük elf ve insan ordusuydu. Onlara Batı’nın Ordusu dendi.
Batı’dan Gelen Gemiler
Batı’nın Ordusu, Witch-king’in işgal ettiği Fornost’a ilerledi. Witch-king’in ordusuyla meydan savaşına giriştiler. Earnur süvarileriyle Angmar kuvvetlerini püskürttü. Ama yalnız değildi. Ayrıkvadi’den Glorfindel de elf birlikleriyle savaşa katılmıştı. Angmar düştü. Earnur Witch-king’in peşinden gitti. Atı korktuğu için kendisini üstünden attı. Witch-king yere düşen Earnur’a alay edercesine güldü. Earnur bu durumdan fazlasıyla etkilendi ki birazdan bahsedeceğim bundan. O sırada Glorfindel geldi ve şöyle dedi:
“Not by the hand of a man shall he fall”
Bu kehanetin iki farklı anlamı vardır ve ikisi de aynı şekilde gerçekleşir. Burada Glorfindel Witch-king’in ölümünün bir insanın ve aynı zamanda erkeğin elinden olmayacağını söyler. Çünkü “man” kelimesi erkek anlamına geldiği gibi eskiden insan anlamında da kullanılıyordu. Ama modern toplum bunu şu anda kullanmaz tabii. Neyse konudan sapmayalım.
Ve Glorfindel’in dediği gibi de olur. Zira Witch-king, hem bir Hobbit olan Merry tarafından yaralanmış hem de bir kadın olan Eowyn tarafından son bir hamleyle öldürülmüştür.

Witch-king’in kaçışıyla savaş bitti. Hem Arnor hem de Angmar paramparça olmuştu. Pek çok Arnorlu da hayatını kaybetmişti. Bu yüzden Arvedui’nin oğlu Aranarth krallığı yeniden toplamakla uğraşmadı. Sağ kalanlar Ayrıkvadi’nin güneyine yerleşti. Bazıları Bree’ye gitti.
Kralın ölümüyle Shire halkı da krallıktan koptu ve artık kendilerini yönetecek bir Şef seçtiler.
Sadece Arnor’un başından geçen olaylar bile bu kadar. Ve bu daha başlangıç desek yeridir.
Büyücüler Geliyor
Peki Üçüncü Çağ’da başka neler oldu? Gondor ve Rohan gibi önemli krallıklara geçmeden önce meşhur büyücülerin Orta Dünya’ya geldiğinden bahsedelim. Evet, işte büyücüler bu çağda (Mavi Büyücüler hariç) geldiler. Yani Saruman, Radagast ve Gandalf.
Saruman, Gondor vekilharcının izniyle Isengard çemberindeki Orthanc kulesine yerleşti. Burada Orthanc palantirini buldu.
Gandalf kendisine söylendiği gibi Gri Hacı, Orta Dünya’yı gezdi ve halkların arasına karıştı.
Radagast ise daha çok hayvanlar ve bitkilerle haşır neşir oldu. Bu üç büyücü de Orta Dünya’nın kaderini belirleyen işler yaptı diyelim ve devam edelim.

Üçüncü Çağ’da Cüceler
Gelelim cücelere. Sauron gölgesi büyüdükçe orklar da çoğaldı. Cüceleri rahatsız etmeyi sürdürdüler.
Cüceler Khazad-dum’da mithril çıkarmaya devam ettiler. O kadar derinlere indiler ki en sonunda o meşhur Balrog’u uyandırdılar. Bu balrog daha sonra Durin’in Felaketi adını aldı çünkü uyanmasıyla cüceleri yerinden etti. Cüceler artık buraya Moria yani kara delik demeye başladılar.
Moria’dan ayrılan cücelerin çoğu, kuzeydeki Gri Dağlara gitti. Cüceler bir süre burada yaşadı. Ama kuzeydeki ejderhaların uyanışıyla yeniden yola düştüler. Bir kısmı Demir Tepelere kaçtı ama çoğunluk kral I.Thror’u -Hobbitteki Thror değil- izleyerek Erebor’a geldi. Thror, Dağın Altındaki Krallığı kurdu. Burada 200 yıldan fazla yaşadılar. Ama ejderha Smaug’un gelişiyle dağı terk etmek zorunda kaldılar. Sonrasındaki olayları da Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nden biliyoruz.
Rohan Krallığı
Rohan… At beylerinin yurdu. Bizim Orta Asya Türkleriyle erken dönem Anglo-Saksonların karması olan bu halk, aslında kuzeyde yaşıyordu. O dönemde kendilerine Eotheod denirdi. Rhovanion’un Vagon Biniciler tarafından işgalinden kaçanlarca kuruldu. Gondor’a Vagon Binicilerle olan mücadelelerinde yardımcı oldular. Hatta Arnor’a giden Gondor ordusunda Earnur’a katıldılar.
Witch-king’in yenilgisiyle Anduin vadisine ilerlediler. Burg adında tek bir şehirleri vardı. Buraya da daha sonra Framsburg dediler. Fram Eotheod arasında meşhurdu. Kuzeydeki Ejderha Scatha’yı o öldürmüştü.

Yılkı atlarının (Gölgeyele gibi) ilki olan Frealaf’ı yakalamaya çalışırken ölen Leod’un ardından oğlu Eorl kral oldu. Eorl ismi tanıdık gelmiş olabilir. Yüzüklerin Efendisi’nde Rohanlılar tarafından sıkça duyarız bu ismi.
Babasının aksine Eorl, Frealaf’ı yakalamayı başardı. Kendisine güneyden bir haberci geldi. Doğuluların Gondor’a büyük bir saldırı planladığını ve yardım istediğini söylüyordu o dönemin vekilharcı Cirion. Eorl, bu çağrıya cevap verdi ve süvarileriyle güneye indi. Celebrant Ovasında düşmanı bozguna uğrattılar.
Ebedi Dostluğun Başlangıcı
Bu yardımın karşılığı olarak Cirion, Gondor ve Isengard arasındaki boş bölge Calenardhon’u Eorl ve halkına verdi. Eorl da bunun karşılığında her zaman Gondor’un yardımına geleceklerine dair söz verdi.
Bundan böyle Eotheod halkı bu bölgeye yerleşmeye başladı. Artık kendilerine Eorlingas yani Eorllular ya da Eorl’un halkı dediler. Yaşadıkları bölge de Atçanyurt oldu. Gondorlular ise onları Rohirrim yani At Beyleri diye çağırdı. Vatanlarına da Rohan dediler.

Rohan Krallığı da tarihi boyunca pek çok şeye şahit oldu. Pek çok kral geldi ve geçti. Bunlar arasında Miğfer Tokmakel önemli bir yer tutar. O kadar güçlü bir adam ki tek yumruğunda cüsseli bir vahşiyi öldürdüğü için kendisine Tokmakel unvanı verilmişti. Daha sonra Sudburg kalesinde yaptığı savunma, o kaleye Miğfer Dibi adı verilmesini sağladı. Kalenin o meşhur borusu da Miğfer’in borusuna hürmeten inşa edildi. Son zamanlarda çıkan Rohirrim’in Savaşı filminde bu olayı anlattılar. Biraz izledim ama ne beğendim ne beğenmedim. Neyse konudan sapmayalım.
Rohan, her zaman Gondor’un önemli bir müttefiki oldu. Tarihleri boyunca hem orklarla hem de vahşilerle mücadele ettiler. Aragorn’un Thorongil adını alarak Rohan’a geldiği ve Theoden’in babası Thengel’e mücadelelerinde yardımcı olduğunu da ekleyelim. Rohan krallığı da Üçüncü Çağ için önemli bir diyardır. Ekranlar için güzel ve sürükleyici hikayeleri mevcut diyelim.
Gondor Krallığı
Gelelim bir diğer büyük krallık olanGondor’a. Tıpkı Arnor gibi Gondor da tarihi boyunca pek çok zorlukla mücadele etti. Ama öncesinde nasıl Arnor’dan koptu, onu anlatalım. Bu iki krallık geçen yazılarda da söylediğim gibi hatırlarsanız Arnor ve Gondor Krallığı olarak kurulmuş ve birleşik bir krallıktı.
Arnor Isildur’a, Gondor’sa kardeşi Anarion’a kalacaktı. Ama Anarion savaşta öldü.
Isildur savaşın ardından Gondor’a geldi. Babası Elendil için Amon Anwar dağında gizli bir mezar inşa ettirdi. Ardından, Numenor’daki Ak Ağaç’tan gizli aldığı fideyi de getirip Minas Anor’a (Daha sonra Minas Tirith olacak) dikti. Bu Gondor’un Ak Ağacı olacaktı.

Isildur, Gondor’u Anarion’un oğlu Meneldil’e bıraktı. Arnor’a dönmek için yola çıktı. Ama yolda Ferah Çayırlar’daki pusuda hayatını kaybetti ve Yüzük de kayıplara karıştı. Böylece Gondor da Arnor’dan bağımsız oldu.
Son İttifak Savaşı’nın ardından Gondor git gide gelişti ve zenginleşti. Arnor zamanında parçalanıp varisler arasında bölünse de Gondor her zaman tek güç olarak kaldı.
Gemici krallarının döneminde altın çağına ulaştı desek yanlış olmaz. Bu dönemde batıya ve güneye doğru büyük bir gelişim gösterdiler. Ama karşılarında Umbar gibi bir tehdit de vardı. Kral I.Earnil, burayı işgal ederek ele geçirdi. Artık Umbar da Gondor’a bağlı hale geldi. Gondor genellikle gemicilikle gelişti ve ilerledi; sınırları genişledi.
Gondor’da Gerileme Dönemi
Ama bu yükselişin düşüşü de oldu. 1100lü yıllarda Gondor artık duraklama dönemine girdi. Zamanla biriken zenginlik tükenmeye başladı yavaş yavaş.
1248’de Doğuluları yenmelerinin ardından Kral II.Romendacil, Argonath sütunlarını inşa ettirdi. Ama Romendacil, Doğulularla ilişkilerini güçlendirme niyetindeydi. Öyle ki bunun için, oğlu Valacar’ı onlarla yaşamaya doğuya gönderdi. İyi niyetli gibi görünse de bu hareket, daha sonra Gondor’daki Akraba Kıyımı ve iç savaşa sebep olacaktı.
Kuzeyli bir kadınla evlenen Valacar’ın oğlu Eldacar, melez olduğu için bu durum, Gondor halkı arasında pek hoş karşılanmadı. Bunu fırsat bilen Amiral Castamir, kralı tahtından indirdi ve kendisi kral oldu. Eldacar ise kuzeye kaçtı. Castamir oldukça zalimdi ve denize düşkündü. Öyle ki iç kısımları ihmal ederek sürekli denizcilikte ilerledi.
Kuzeye kaçan Eldacar, peşinde bir orduyla döndü. Ama ona katılan Gondorlular da vardı.

Osgiliath bu iç savaşta harap oldu. Sonunda Eldacar, Castamir’i öldürerek tahtını geri aldı. Castamir’in oğulları da Pelargir limanındaki kuşatmanın ardından Umbar’a kaçıp korsanlara katıldılar. Ve sonraki yıllarda Gondor’u rahat bırakmadılar.
Tıpkı Arnor gibi Gondor da Büyük Salgından etkilendi. Nüfus büyük ölçüde azaldı. Mordor sınırlarındaki gözcü kuleleri boş kaldı.
Salgının ardından Vagon Binicilerinin saldırısı baş gösterdi. Bunun ardında Sauron vardı. Doğudaki kuvvetlerini harekete geçirerek Gondor’a yöneltti. Vagon Binicileri güçlüydü. Kuzeyi büyük ölçüde ele geçirdiler ve Kral Narmacil’i öldürdüler. İşte bu dönemde Nazguller Mordor’a girdi.
Ama Gondorlular eli kolu bağlı beklemedi. Calimehtar, güçlerini topladı ve Vagon Binicilerine saldırarak onları bozguna uğrattı.
Fakat Biniciler yıllar sonra yeniden saldırıya geçti. Bu sefer yanlarında Harad ve Khand topraklarından müttefikleri de vardı. Kuzeydeki Gondor ordusunu mağlup ettiler. Zafer kazandıklarını düşünerek sevinirken Earnil ordusu güneyden geldi ve bu işgalcilere son verdi.
Yüzük Tayfları yani Nazguller, Ay Kulesi anlamına gelen Minas Ithil’i işgal etti. Ardından buraya Büyücü Kulesi yani Minas Morgul dendi. Bundan dolayı Minas Anor yani Güneş Kulesinin adı da Minas Tirith yani Muhafız Kulesi oldu.
Gondor’da Vekilharçlar Dönemi
Arnor kısmının sonunda Gondor’dan gelen Earnur ile Witch-king arasında geçenlerden bahsetmiştim. Earnur’un atı korktuğu için Witch-king kendisiyle dalga geçmiş ve Earnur bunu kendine yedirememişti.
Witch-king Minas Morgul’daydı. Minas Tirith’e elçiler göndererek Earnur’a meydan okuduğunu söyledi. Daha önceden yarım kalmış bir hesabı olan Earnur bu meydan okumayı kabul etti. Yanında şövalyeleriyle Minas Morgul’a gitti. O ve askerlerinden bir daha haber alınamadı. Earnur’un ölümü, Gondor’daki kral soyunun sonu oldu. Zira kendisinin bir varisi yoktu. Yaklaşık 1000 boyunca o tahta bir kral oturmayacaktı.

Bundan böyle Gondor’da vekilharçlar dönemi başladı. Bu dönemde Mordor, korsanlar ve yabanilerle olan çatışmalar sürdü. Vekilharçlar kral adına diyarı idare ettiler. Ve en sonunda II.Aragorn’un gelişiyle Arnor ve Gondor Krallığı yeniden kuruldu. Yıllar süren kralsız dönem sonunda bitti.
Bu yazıda, Yüzüklerin Efendisi’ndeki Yüzük Savaşı öncesinde geçmiş ve Amazon’un kullanabileceği ama istemediği hikaye ve olaylardan bahsettim. Gördüğünüz gibi ne kadar da dolu ve olaylı bir çağ. Ellerindeki malzemeyi doğru şekilde kullanmayı bilseler çok daha güzel şeyler izleyebilirdik belki.
Ama onların derdi kendi saçma hikayelerini izletmek tabii, bunu unutmayalım. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda belirtin. Üçüncü Çağ’da sizin sevdiğiniz karakterler veya olaylar hangileri? Sizce bu çağın dizisi yapılsa nasıl olurdu?
Bize Katılın!
Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup


