Film

Blair Witch – Korkutan Belirsizlik

Peşinizde bir şey mi var, yoksa siz mi bir şeyin peşindesiniz? Arıyor musunuz yoksa aranıyor mu? Sizi korkutan şey tam olarak ne? Sürekli bir bilinmezlik. İşte Blair Cadısı filmlerinin özü. Bu yazıda kült olmuş Blair Cadısı filmlerini inceliyorum.

Blair Witch Project (1999)

İlk film Blair Witch Project olarak 1999 yılında çıktığında büyük ses getirmişti. Filmin found footage yani buluntu çekim yöntemiyle yapılan ilk film olması da önemini artırıyor. Found footage tekniği, filmdeki oyuncuların ellerinde kameralarla olayları filme almasıyla sağlanıyor. Bu sayede olayları izlemiyor da sanki içindeymişiz gibi bir his veriyor. Ardından bu film sanki o karakterlerin başına gerçekten bir şeyler gelmiş ve bu kayıtlar daha sonra bir şekilde bulunduğu için found footage diye adlandırılıyor. Zaten filmde de gerçek olaylara dayanır ve karakterlerin kaybolduğundan bahsedilir diye ibareler bulunur. Bu da yine hikayeye derinlik katar.

Film, Heather, Joshua ve Mike adında üç üniversite öğrencisinin Maryland Ormanı’nda yaşayan Blair Cadısı adında bir varlığı araştırmalarını anlatır. Öğrenciler de proje amaçlı bu fenomeni araştıracak ve kayda alacaktır. Filmin başında bölge sakinleriyle röportaj yaparlar. Keyifleri gayet yerindedir. Sanki sıradan bir belgesel izliyorsunuz gibi gelir. Ama ormana girdikten sonra mesele kendini göstermeye başlar. 

Tuhaf İşaretler

Haritacı Heather’dır. Etraftaki insanlardan topladığı bilgiler ve kendi araştırmaları sonucunda ormandaki yollarını bulmaya çalışır. Fakat çoğu kez kaybolurlar ve bu da aralarında tartışmalara yol açar. Ormanda ilerlerken taşlar ve dallardan yapılmış tuhaf işaretlerle karşılaşırlar. 

Ama sürekli başlarına bir iş gelir. Peşlerinde bir şey vardır ama ne olduğu belli değildir. Geceleri sesler duyarlar ama kaynağını bulamazlar. 

Arabaya dönmek isterler ama yolu bulamazlar. Aralarındaki tartışmalar sertleşir. Yine geceleri duydukları sesler devam etmektedir: Sanki bir şey ağaçları deviriyordur.

Harita ortadan kaybolur. Yiyecekleri tükenir. Yönleri bilmeden ilerlerler. Ama sonrasında Mike gayet umursamaz ve dalga geçer bir halde haritayı nehre attığını söyler. Aralı iyice açılır.

Bir şekilde yola devam ederler. Bu sefer karşılarına ağaçlara asılmış, dallardan tuhaf şekiller çıkar.  Artık bu ormandan gitmeleri gerktiğini anlarlar.

Gecenin karanlığında çocuk ağlamasına benzer seslere uyanırlar. Bu da paniklemelerine ve kaçmalarına sebep olur. Nereye gittiklerini bilmeden koşarlar. Sonra bir yerde dururlar. Geceyi böyle geçirirler.

Sabah olunca kamp alanına döndüklerinde eşyalarının darmadağın olduğunu görürler. Yine birbirlerini suçlarlar. Ormandan çıkmalıdırlar. 

“Gözümü açmaktan korkuyorum ama kapatmaktan da korkuyorum”

Peşlerinde ne olduğunu bilmezler. Canlarını kurtarmak isterler ama belgeseli çekebilmek de önemlidir. Ormandan çıkmak isterler ama dönüp dolaşıp aynı yere gelirler. Mental olarak işleri bitmiştir artık. 

Heather çaresizliğe kapılır. Josh ise ona öfkelidir. Mike ise mantıklı olmaya, arayı bulmaya çalışır. Gece sakinleşirler. Ama ertesi gün uyandıklarında Josh ortadan kaybolmuştur. Heather çılgına döner. Josh’ı bulmaya çalışırlar.

Sonra gecenin karanlığında Josh’ın çığlığını duyarlar. Ama bunun gerçek mi sahte mi olduğuna karar veremezler. Sese gitseler mi kalsalar mı bilemezler. Yine bir belirsizlik esir alır onları. 

Sabah olduğunda çadırın önünde dallardan yapılma bir yığın bulurlar. Heather panikler. Mike ise tuhaf davranıyordur. Dalların arasında Josh’ın bedeninden parçalar bulurlar. Heather deliliğin sınırlarındadır. Mike’ın kafası ise çoktan gitmiştir.

Heather kendini kameraya alarak üzüntüsünü ve pişmanlığını anlatır. Artık korkunun esiridir. 

“Gözümü açmaktan korkuyorum ama kapatmaktan da korkuyorum,” der. İşte bu içinde bulundukları gizemi özetler. Korktukları şey gördükleri şey midir yoksa belirsiz, göremedikleri şey mi?

Heather ve Mike gece Josh’ın sesini duyup yola düşerler. Eski ve terk edilmiş bir ev bulurlar. Evin içinde Josh’ı ararlar ama nafile. Hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi bulamazlar. 

Mike ve Heather evin içinde kaybolur. En sonunda da Heather Mike’ı bir köşede yüzü duvara dönük vaziyette bulur. Çığlık çığlığa ona giderken bir anda sesi kesilir, kamera yere düşer ve film başladığı gibi yani belirsizlikle biter.

Onları kovalayan şey neydi? O sesleri ne çıkartıyordu? Asla öğrenemeyiz. Bu film bize korkunç bir yaratık veya katil birini sunarak bizi korkutmaz. Karakterlerin içinde bulunduğu sürekli belirsizlik, çaresizlik ve endişe asıl bizi tedirgin eden şeydir. 

Kamera Arkasından Bilgiler

Bu filmin çekim süreci de sancılı geçmiştir. Zalim Yönetmenler adlı yazıda bahsettiğim gibi, aktörler tarafından sekiz günlük bir sürede çekilmişti ve oldukça korkutucuydu. Yönlerini bulmaları için etraflarında şifreli mesajlarla ormanda bırakılan üç aktör, tüm filmi kendileri çekmişti. Oyunculara herhangi bir senaryo verilmemişti; sadece 35 sayfalık bir taslak ile filmin konusunu dair yüzeysel bir bilgiye sahiptiler. 

Aktörler kaybolmuş ve fazlasıyla korkmuşlardı. Yiyecekleri sınırlıydı ve bir gece hepsi ellerinden alındı; bunu film ekibi yapmıştı. Yorgun, üşümüş, aç ve berbat bir halde kendilerini filme aldılar. Filmde gördüğümüz isteri ve ağlama sahnelerini bu şekilde çekmişlerdi.

Belki de izlediğimiz o sahnelerin çoğunda rol yapmıyorlar ve gerçek duygularını yaşıyorlardı. Hem çekim süreciyle hem de hikayesi ve temasıyla gerçekten de iz bırakan ve farklı türde bir korku veren bir film bence. 

Blair Witch (2016)

Geçelim ikinci filme. Blair Cadısı adında bir diğer film 2016 yılında vizyona girdi. Bu da ilki gibi found footage türünde bir film. Yine filmin başında birazdan izleyeceğimiz görüntülerin daha sonra bulunduğu belirtilir. İlk filmdeki Heather’ın erkek kardeşi James, arkadaşı Lisa vasıtasıyla ablasına olanları araştırmaya başlar. Heather kaybolduktan sonra bölgeye pek çok polis ve kurtarma ekibi gitmiş ama kimseyi bulamamışlardır. Filme alınan ve Heather’ın girdiği evi kimse bulamamıştır. Sonra rastgele bir video internete yüklenmiş ve James ve Lisa’nın merakını cezbetmiştir.

Lisa ve James, Peter ve Ashley adında iki arkadaşlarıyla birlikte yola koyulurlar. Yanlarına telsizler, kameralar ve dron alırlar. 

Önce bir evde dururlar. Lane ve Talia adında bir çift yaşar bu evde. James’in internette izlediği videoyu onlar yüklemiştir. Videoya ait olan kaseti de ormanda bulmuşlardır.

James kaseti nerede bulduklarını öğrenmek isteyince Lane de onlara eşlik edip ormana gelmek istediklerini söyler. Ekip buna pek sıcak bakmaz. Adamla kadının hareketleri ve davranışları tuhaftır. Ama sonunda gelmelerine razı olurlar ve birlikte yine o ormana gelirler. Ormanda yürürlerken Lane ve Talia onlara civardaki tuhaf olayları anlatır. Peter ise onları pek dikkate almaz ve alay eder.

Gerilim Artıyor

Ardından Lane’in Heather’ın film kasetini bulduğu yere gelirler. Yola devam ederler. Bir nehirle karşılaşırlar. Burada ayakkabıları ıslanmasın diye yalın ayak geçmeye karar verirler. Ama bir taş Ashley’nin keser. Bu da film boyunca hem kendisine hem de arkadaşlarına sıkıntılar yaratacaktır. Burada filmin gerilimini yavaştan hissetmeye başlarız. Gruptaki kişilerden bile daha baştan yaralanmıştır. Acaba devamında ne olacaktır? Ya da bu kızla ne yapacaklardır? Bu sorular bizi filmin içine çeker.

Hava kararmaya başlar. Kamp kurarlar. James dron kullanarak o evi bulmaya çalışır. Ama bir şey çıkmaz. 

Ateş başında keyifler yerindedir. Sanki normal bir kampa gelmişler gibi rahattırlar. Talia onlara Blair Cadısı’nın kim olduğundan bahseder. Zamanında cadılıkla suçlanan bir kadın bu ormana getirilmiş ve ağaca bağlanıp bırakılmıştır. Ama sonra geri geldiklerinde kadın ortada yokmuş. Sonrasında ise kendisini suçlayanları tek tek avlamış. Ardından Lane buna birkaç şey ekler. Eğer cadıya doğrudan bakarsanız orada canınızı alırmış. 

Lane’in bazı ifadeleri espriyle karışık şüphe oluşturur. Acaba onlar bir yem mi, diye sorgulatır. 

İlk Gece, İlk İşaret

Ardından gece James bir sese uyanır. Bu ilk gecedir. Yine ağaçlar kırılırmışçasına bir ses duyulur. Bunu diğerleri de duymuştur. Lane ortalıkta yoktur. Talia ve James onu aramaya gider. Burada ormanın o ıssızlığı, gecenin karanlığı ve kameranın oyuncularda olması sanki ben de ordaymışım gibi hissettirdi. Kendimi onların yerine koydum resmen. Karanlık ve belirsizliğin getirdiği gerilim.

Ve ansızın Lane ortaya çıkar. Sağ salim geri dönerler. Ama sabah uyandıklarında ağaçlara asılmış dallardan şekiller onları karşılar. Grup şoke olur. Arabaya geri dönmeye karar verirler. O sırada Lisa Lane’in kamerası ve bulunan kasetin uyumlu olduğunu fark eder ve Lane’in çantasındaki bir ip yumağını ve dalları görür. Bunlar az önce ağaçlara asılan şekillerdeki malzemelerdir. Ekip Talia ve Lane’in üstüne yürür ve gerçeği öğrenmek ister. Lane o şeyleri ikisinin birlikte yaptığını itiraf eder ve gruptan uzaklaştırılırlar.

Yola devam ederler ama dönüp dolaşıp kamp yaptıkları o alana gelirler. Ashley’nin ayağı git gide kötüleşir. 

Dronla etrafa bakmak isterlerken bağlantı kesilir ve dron bir ağaca takılır. Artık işler giderek sarpa sarıyordur. 

Grup Dağılıyor

Peter odun toplamaya çıkar. Burada filmin en korkutucu sahnelerinden biri yaşanır. Peter karanlıkta tek başına bazı sesler duyar. Sanki bir şey peşindedir. El feneri bozulur. Karanlıkta koşar. Yine o çatırtılar duyulur. Ardından üstüne bir ağaç devrilir. Ve sonra bir şey onu yakalar.

James onu bulmaya gider. Devrilen ağacı bulur ama Peter orada yoktur. Kampa döner. 

Lane ve Talia onları bulur. Söylediklerine göre beş gündür ormanda gün doğmuyordur. Lane onların gerçek mi hayal mi olduğunu sorgular. Onların artık lanetlendiğini ve çıkış olmadığını söyleyerek grubu terk eder. Talia kalır. Gece uyurlar ama kalktıklarında bu sefer onları bekleyen taş yığınları görürler. Ve yine dallardan yapılma şekiller… her yerdedir. Talia krize girer. Şekillerden birinin üzerinde Talia kendi saçını bulur ve şok olur. Ashley yine onu suçlar ve cismi alarak kırınca Talia da ortadan iki bükülür ve hayatını kaybeder. Filmin belki de en sıra dışı sahnesi. Şimdiye kadar gözle görünür bir şey yoktu. Ama böyle bir geçişi kimse beklemiyordur. Ardından çadırlar havaya uçunca ekip koşuşturmaya, kaçmaya başlar. 

Ashley gruptan ayrı düşer. Ama dronu bulmayı başarır. Dron dalların arasına sıkışmıştır. Ashley o yaralı ayağıyla ağaca çıkıp dronu almaya çalışır. Bu sahnede de tatlı bir gerilim vardı. Dronu alamadan ağaçtan düşer ya da aşağı itilir. Sanki yukarıdan birisi onu itmiştir.

Yine O Ev

Yağmur başlar. James ve Lisa evi bulurlar sonunda. James pencerede bir ışık görür ve ses duyar. Heather’ın içeride olduğundan emindir ama Lisa girmek istemez. James tek başına girer.

Yağmur ve karanlıkla birlikte bu sefer evin atmosferi gerilim hissini daha çok veriyor. James evde Heather’ı aramaya başlar. Sesler duyar. Koşan beyaz elbiseli bir kadın görür ara ara. Sonra bir odada sıkışıp kalır. Kameranın oyuncunun elinde olması, görebileceğimiz alanın onunla birlikte kısıtlı olması, bu tarz filmleri gerilimli ve korkunç yapmaya yetiyor bence. Çünkü etrafta ne olup bittiğini göremiyoruz. Sadece o karakter görürse biz de onunla görüyoruz.

Lisa dışarıdadır. Ağaçların arasında tuhaf bir yaratık görür ve eve kaçar. Burada belirsizlik yerini gerçekliğe bırakır. Artık neyin peşlerinde olduğunu görürüz.

Lisa evde James’i ararken Lane’i bulur. Lane Lisa’ya vurup onu bayıltır ve bodruma kilitler. Lisa tünellerle aracılığıyla yolunu bulmaya çalışır. Klostrofobik bir an…

Lisa güçlükle tünellerden ilerler. Arkasından çığlıklar duyar. Evin içine geri döner. Lane ona saldırır. Lisa orada bulduğu keskin bir demirle Lane’i yaralar. Evi yıkarcasına bir ses duyar ve kaçar. Bir an için arkasına bakar ve oradadır işte: Blair Cadısı. Kısa kısa görüntülerle kendisini görürüz. Bu bile gerilim ve korku vermeye yeter. Bazı karakterler böyledir. Az gözükür. Kalan kısmı hayal gücümüzle şekillenir. Bu da durumu daha korkunç bir hale getirir.

Ardından James’i bulur. Eve bir anda ışık dolar dışarıdan. Tavan arasına sıkışırlar. Yüzlerini duvara dönüp beklerler. Cadı tam arkalarındadır. Cadı, Heather’ın sesini taklit ederek James’i kandırır. James arkasını döner ve bir anda yok olur. Lisa yalnız kalır. 

Dehşet Final

Kamerayı kullanarak arkasını kontrol ede ede ilerlemeye çalışır. O sırada cadıyı bir kez daha görürüz. Kısa ve çabuk görünür. Lisa geri geri giderken James’in sesini duyar. Arkasına döner ve her şey sona erer. Çünkü duyduğu ses James’in sesi değildir.

Bilinmezlikle başlayan bu hikaye sonunda kendini göstererek sona erer. Blair Cadısı, found footage türündeki filmlerin öncüsü. Çıktığı dönemde filmin çekim tarzı, izleyicileri bu olayların gerçekten yaşanmış olduğunu düşünmelerine itmiş. O dönem için düşünüldüğünde haksız sayılmazlar. Ünlü korku yazarı Stephen King bile ilk filmi izlediğinde gerçekten korktuğunu söylemişti. Benim de bu tarz filmler arasında en sevdiklerimden. Atmosfer, hikaye ve o tatlı belirsizliğin verdiği gerilim bu filmleri izlememi sağlıyor. Eğer izlemediyseniz şimdi tam sırası. Vakit kaybetmeyin ve bir akşamınızı bu filmlere ayırarak siz de ormanda bir gezintiye çıkın.


Bize Katılın!

Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup

Orta Dünyalı bir hayalperest