Dizi

Modern Dünyanın Carrie Dizisi İnceleme

Ekim ayının başında Prime Video’da yayınlanan Carrrie, çıktığı ilk günden beri ses getirdi. Ünlü yazar Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanan yapım, 8 bölümlük mini dizi şeklinde yayınlandı. İki gün içinde izleyip bitirdim. Normalde çok fazla dizi izleyebilen biri değilim. Fakat bu dizi, kitaptan farklı yanları olsa da kendi hikayesi içinde bu farklılıkları güzel uydurmuştu. Bu sebeple Carrie hakkında birkaç şey söylemek istedim.

Not: Bu yazıda Carrie dizisine ait SPOILER yer almaktadır. Bilginize…

Stephen King ve Carrie

Öncelikle uyarlandığı kitaptan bahsedelim. Korku türünün usta ve meşhur yazarı Stephen King’in elinden çıkmadır Carrie. Hatta King’in yayımadığı ilk romandır. 1974 yılında yayımlanmıştır. Kitap Türkçeye “Göz” şeklinde çevirilmiştir. Okumak isteyen olursa bu isimle bulabilir. Oldukça güzel ve 200 sayfa kadar. Bir hafta sonu rahatça okursunuz.

Bu romanın yayımlanma hikayesi biraz tuhaftır. King, kitabı yazarken bir türlü emin olamaz, kararsızdır. Hatta bir ara taslakları çöpe atarak vazgeçer. Ardından eşi, kendisine destek olur ve taslaklara göz atarak bu kitabı mutlaka yayımlaması gerektiğini söyler. Neyse ki eşini dinler King ve kitabı tamamlayarak korku edebiyatına giriş yapar.

Kitabın konusundan da kısaca bahsedelim. Adı Carrietta White ama herkes ona Carrie der. Carrie liseye giden 16 yaşında bir kızdır. Babası hayatta olmadığı için Carrie’nin tek dünyası annesidir. Annaesi Margaret oldukça muhafazakar, katı ve dindar biridir. Kurallarının dışına çıktığında Carrie’yi cezalandırır ve küçük bir dolaba kapatır.

Carrie’nin hayatı bu şekilde sürerken okula gider gelir. Ardından bir gün okulda Carrie, ilk kez adet görür. Bunun ne olduğundan habersizdir ve paniğie kapılır. Arkadaşları onunla alay etmeye başlar. Zaten çoğu zaman kilosuyla, giydiği kıyafetlerle sıra dışı inanışlarıyla alay konusu olur. Yaşanan son olayın ardından tuhaf şeyler peşi sıra gelecek ve maalesef kötü bir sona ulaşacaktır.

Modern Carrie

Kitap, genel hatlarıyla bu şekilde ilerler. 1979 yılında Maine’in Chamberlain adlı isimli kasabasında geçer olaylar. Fakat dizi tarafına geçtiğimizde durum farklıdır. Dizinin mekanı yine aynı olsa da zaman günümüzdür. Başta bunu görünce şaşırmıştım. Çünkü genelde bu tarz uyarlamalar, zamanına uygun aktarılıyor. Fakat bu seferki modern dokunuş, Carrie dizisine yakışmış ve hikayeye derinlik katmış.

Kitaptan farklı olarak dizi, röportajlarla başlıyor. Okul gecesinde büykük bir katliam olmuş ve hem insanlar ölmüş hem de şehir mahvolmuştur. Bir gazeteci, sağ kalanlarla görüşmeler yapar. Dizi boyunca bunu ara ara görürüz.

Sonra hikaye, Carrie’nin babası Ralph White’ın ölümüyle başlıyor. Ralph bir inşaat şirketinin şantiyesinde çalışırken kaza geçirip ölür. Bunun ardından evine polisler gider. Fakat evde kimse yoktur. Ev sahibi bile bu evde kimin yaşadığını tam olarak bilmez. Sonra bir dolapta Carrie ve annesini bulurlar. Margaret, toplumdan kaçan, kendi görüş ve inançlarına bağlı biridir. Bunu dizi boyunca sık sık gördük. Böyle bir olayda bile polisleri görmek istemez.

Yetkililer, Carrie’nin yaşına göre okula gitmesi gerektiğini söylerler. Babasının kaybından dolayı ona destek sağlayarak Ewen adındaki okula kaydettirirler. Bu zamana kadar evde annesi tarafından eğitilmiştir.

Carrie okula gider. Çok şaşkındır haliyle. Hayatında daha önce böylesine bir kalabalığa veya ortama girmemiştir. Bir şekilde doğru sınıfı bulur. Sınıftakilerce tuhaf karşılanır. Hepsi tipik ergenlerdir desek yanlış olmaz. Ellerinde telefonlar, kendi tuhaf konuşma tipleri ve tavırlarıyla Carrie’yi tuhaf bulurlar. Carrie kendi halinde ve sıcak-samimi biridir.

İlk ders okulda tatbikat olur. Zamanında silahlı bir saldırı olmuş ve öğrenciler panik yaptığı için ara ara tatbikatlar yapılmaktadır. Carrie’nin şansına ilk gün böyle bir olaya denk gelir. Kız bunun tatbikat olduğunu anlayamaz ve panikler. Panikleyince de o içindeki telekinetik güç ufak ufak kendisini gösterir.

Ardından beden eğitimi dersi olur ve biter. Soyunma odalarında üstlerini değiştirirler. O sırada Carrie ilk kez adet olur. Bunu hayatında ilk kez yaşadığı için korkar ve panikler. Diğer kızlar ise onunla dalga geçerler. Videosunu çekip gülerler. Carrie yine korku ve panikle etraftaki nesneleri sarsar. Artık olaylar bu andan sonra git gide tuhaflaşır ve Carrie’nin yaşadıkları ve keşfetmeye başladığı güçleri etrafında şekillenir.

Carrie “Red”

Dizideki bütün olayları tek tek anlatmayacağım. Sadece önemli ve kaydedeğer kısımlardan bahsetmek yeterli olacaktır. Carrie’nin yaşadığı bu olaydan sonra okulun kendini beğenmiş kızı Chris, Instagram’da Carrie Red diye bir hesap açar. Bu hesapta Carrie ile alakalı dalga geçen içerikler paylaşır. Fakat bunu gizlice yapar.

Sonra bu hesap herkese açık olur. Bu sefer okuldaki diğer insanlar da başkalarının fotoğraflarını çekip o hesaba gönderirler. Chris de hepsini paylaşır. İşler kontrolden çıkar. Bu alay konusu içerikler, öğretmenlere bile sirayet eder. Dizideki bu modern dokunuş, hikaye temelinde güzel bir ekleme. Olayların ilerlemesi açısından, günümüzde geçen bir dizide sosyal medya veya teknolojinin olmaması çok tuhaf olurdu. Dizide bu çok iyi kullanılmış.

Bu Chris denen kız da oldukça kötü niyetli ve tam tabiriyle şirret. Sadece kendini düşünen bir kız. Etrafındakileri parmağında oynatıyor. Ailevi sorunlar yaşadığı için insanlara böyle davranması gerekmiyor. Carrie’ye eziyet çekiren baş kişi bu. Fakat Carrie bu Instagram hesabını ve olan bitenleri çok umursamdan hayatına devam eder.

Sınıf arkadaşlarıyla vakit geçirmeye, arkadaş olmaya çalışır. Her zaman kibar ve samimi davranır. Fakat karşılığında hep kendisiyle dalga geçilir ve aşağılanır. Dizide bence en üzücü ve rahatsız edici kısımlar bunlardı. Kız kendi halinde iyi biri. Sırası gelmişken Carrie karakterinin oyunucusu çok uygun ve yerinde bir seçim olmuş. Kızı, gerçekten liseli sanıyordum. Sonra araştırınca 20’li yaşlarında olduğunu gördüm. Makyajla kostümle gerçekten de karaktere uygun olmuş. Tek fark kitapta kilolu bir kızken dizide gayet formdaydı. Önceki film uyarlamalarında da böyleydi. Sinema/Televizyon güzellik standartları diyelim.

Emaline: Başa Çıkma Mekanizması Mı, Karanlık Taraf Mı?

Carrie’nin kendi halinde olması ve iyi kalpli olması insanları öylesine rahatsız eder ki sürekli onunla uğraşırlar. Yine sinirlendiği anlar olduğunda güçleri kendini gösterir. Carrie bu güçlerin ne olduğunu araştırmaya başlar. Tarihte yaşanmış olayları araştırır ve buna benzer durumları görür. Her bölümün başında bir anlatıcı bize bunları aktarır.

Carrie yine sinirli bir anındayken Emaline adında bir kızla karşılaşır okulda. Yakın arkadaş olurlar. Carrie’ye güçleri konusunda yardımcı olur. Fakat daha sonra Emaline hakkında tuhaf şeyler öğreniriz. Nedense bu kızı Carrie dışında kimse göremez. İzlerken buna yönelik fikirlerim vardı, bir süre sonra fark etmiştim. Ama sonra dizide net gösterilince emin oldum.

Carrie bir gün yine okulda Chris’in zorbalığına maruz kalır. Ardından kızın burnunu kırar güçlerini kullanarak. Sinirle çıkar ve eve gider. Yine Emaline yanındadır. Sonra eve girerler, konuşma sürer.

Sonraki bölümlerin birinde Chris ve sevgilisi Billy, gizlice Carrie’nin evine girerler. Sonra Billy bir kamera bulur. Kameranın hafıza kartını alarak kayıtları silerken Carrie’nin tek başınayken kendi kendine konuştuğunu görürler. Bu konuşma sahnesi de Emaline ile konuştuğu sahnedir. Ama Emaline ortalıkla yoktur. Artık burada bu kızın, Carrie’nin hayali arkadaşı olduğunu düşünürüz. Ben de Carrie’nin karanlık yanı gibi düşünmüştüm. Fakat sonra çok farklı bir durum çıktı.

Her Şey Açığa Çıkıyor

Bir gün okuldan sonra Chris, Billy, Tina, Sue ve Carrie, bir inşaat alanına giderler. Burası Carrie’nin babasının öldüğü yerdir. Chris bunu kendi babası aracılığıyla öğrenir. Babasının işleri şantiyede yaşanan bir kazadan dolayı kötüdür bir süre. Chris bunun sebebinin Carrie’nin babası olduğunu öğrenince kıza iyice bilenir.

Şantiyedeyken Carrie, bir çukura düşer. Burası babasının öldüğü yerdir. Orada tuhaf ve paranormal olaylar yaşar. Üstü başı mahvolur. Bir şekilde buradan çıkar. Ardından burada önemli bir şey ortaya çıkar. Tina, Carrie Red hesabının Chris’e ait olduğunu ağzından kaçırır. Hem Carrie hem de Sue gaflete düşerler. Sue, Chris’le olan arkadaşlığına son verir. Zaten başından beri ne diye arkadaşlardı onu da çözemedim. Chris gibi birine yolda görsen selam verilmez.

Carrie üstü başı berbat halde eve gider. Annesine durumu izah edince Margaret artık işin kontrolünü ele alır. Margaret da çok farklı bir karakter. Kasiyerlik yapmaya başlar. Müşterilerin aldıkları ürünlere müdahale etmeye başlayınca müdür onu temizlik kısmına geçirir. Dizi boyunca hep kendi bildiğini okuyan ve inancına körü körüne bağlı biri olarak görürürüz onu. Bunun da sebebi ölen eşine olan, onun fikirlerine olan bağlılığıdır. Zamanında Carrie yine sıra dışı deneyimler yaşadığında Margaret bunları fark etmiş ve iyiye yormuştur. Fakat eşi kendisine destek çıkmayıp daha katı bir yaklaşım sergilemiştir.

Aktivist Margaret

Margaret okulla konuşur ama müdür Chris’e bir yaptırım uygulayamaz. Hem yeterli kanıt yoktur hem de Chris’in babası kasabada önemli biridir. Durum böyle olunca Margaret ipleri eline alır. Mademki sosyal medya yoluyla kızına rahatsızlık veriliyordur, bundan böyle o da onları kendi silahlarıyla vuracaktır. Bir telefon alır. Instagram hesabı açar ve kızını savunmaya başlar. Zaten baskın ve hitabeti güçlü biri. Instagram sayesinde daha büyük kitlelere erişir.

Margaret başta kızı için uğraşırken sonrasında aktiviste dönüşür. Sanki bunu kendisi için ve orada görünüp bilinmek için yapıyordur. Özetle Instagram’ın o beğenilme ve görülme büyüsüne kapılmıştır. Carrie bunu fark edince çok sinirlenir. Çünkü tek dayanağı annesiyken onun da bencilce davranması kızı yaralar.

Okulda idarenin gözetiminde bir arabulucuk yapılır. Carrie ve annesi ile Chris ve ailesi görüşürler. Margaret Chris’ten özür dilemesini bekler. Ama bunu herkesin önünde hatta kameraların karşısında yapmasını ister. Chris tabii ki kabul etmez. Bu yüznde okuldan atılır.

Chris okuldan ayrılırken büyük bir arbede çıkar. Hem de ne arbede. Carrie’nin tarafını tutanlarla Chris’i destekleyenler birbirlerini öldürürcesine kavga ederler. Bunu izlerken gerçekten gerek var mıydı, diye düşündüm. Bu kadar uğruna kavga çıkacak kadar Chris’i destekleyen aptal insanların olmasına şaşırdım.

Bu son yaşanan durum da Carrie hikayesinin zirve noktası olan mezuniyet balosunu da etkiler. Müdür ve diğer öğretmenler, baloyu iptal etmek niyetindedir. Fakat sonra hem öğrenciler hem de velilerle gerçekleştirilen görüşne neticesinde balo düzenlencektir.

Carrie tabii ki gitmek ister ama annesi müsaade etmez. Carrie artık güçlerinin farkındadır. Annesini dinlemez. Kadını dolaba kapatır. Elini kolunu oynattırmaz.

Margaret o sırada biriyle tanışır. Kendi çocuğu da Carrie gibi olan bir anne. Bu kadının kızının daha sonra Emaline olduğunu görürüz. Kadın Margaret’a Carrie’yi öldürmesini söyler. “Ben kendi kızımı öldüremedim, sen öldür. İşler daha da kötü bir hale gelmesin”, diye ikna etmeye çalışır.

Kanlı Balo

Balo zamanı gelir. Sue’dan ayrılan Tommy, Carrie’yi götürmeyi teklif eder. Birlikte giderler. Ardından Carrie, balo kraliçesi seçilir. İşte burada, hikayenin artık doruk noktası meydana gelir. Kitapta da olduğu gibi Chris, sahnenin üst kısmına çıkarak Carrie’nin üstüne domuz kanı döker kovayla. Kimse ne olduğunu anlayamaz. Bu olay, artık Carrie’nin sabrının taştığı noktadır. Carrie, balo salonundaki herkesi öldürür. Ortalık berbat haldedir. Sue zar zor kaçmıştır. Tina da öyle.

Sonra salonda bazı kişiler görülür. Bunlar dizi boyunca ara ara çıkmışlardı. Tarikat gibi bir topluluktu. Ama altı tam doldurulmadı.

Balodaki vahşet sahnesi, bu hikayedeki en önemli kısım. Öyle ki hem okul hem de kasaba mahvoluyor. Carrie ilk defa kendinden geçmişçesine mutlu. Etrafta koşup oynuyor. Burada Emaline’ın da etkisi var. Ama yine Emaline’ı karanlık tarafı ya da başa çıkma mekanizması gibi düşünüyoruz.

Sonra Carrie bir an için her şeyin farkına vararak pişman olur ve eve gider. Annesi onu temizler ve dua etmelerini söyler. O sırada eline aldığı bir örgü şişiyle kızı öldürmeye çalışır. Bu sahneler gerçekten çok üzücü. Kız sadece normal bir yaşantı sürmeye çalışıyor. Okula gitmek, kitaplarını okumak, insanlarla arkadaş olup sohbet etmek istiyor. Ama hep kendisine tuhaf, ucube, aykırı insan gibi davranılıyor. Çok naif, sıcakkanlı da biri aslında.

Son kısımda Carrie, annesinin bu yaptığına artık çok öfkelenir ve evi başlarına yıkar. Ardından bir an için Margaret kendine gelir enkazın altında. Sonra görürürüz ki duvarı havada tutmaktadır. Margaret’ın içinde bazı güçler vardır. Burada onu görürüz. Tam o sırada Carrie evden alelacele ayrılır. Yanında da Emaline olduğunu Margaret’ın gözünden görürüz. Başından beri hayali olduğunu düşündüğümüz bu kız aslında gerçekmiş.

Ardından Margaret gazeteci kadınla röportaj yapmaktadır. Olan biteni anlatır. Gazeteci de onu aydınlatır, Emaline ve Carrie hakkında bilgiler verir. Ardından burada yine trajik bir şey olur. Kadın Margaret’ı öldürür ama ne öldürmek. Yavaş yavaş kalbini durdurur. O sırada Carrie ve Emaline arabayla kasabayı terk ederler. Hikaye böyle sonlanır.

Hepsi Bu Kadar Mı?

Çıkan haberlere göre iki sezon daha gelebilirmiş. Ama bu kesinleşmiş değil. Yönetmen Mike Flanagan, bunu 3 sezonluk bir proje olarak düşünmüş. Lafı açılmışken bu adamın işleri gerçekten izlemeye değer. Daha öncesinde Haunting of Hill House, Haunting of Bly Manor, Hush, Oculus gibi yapımlarını izlemiştim. Korku türündeki bu dizi ve filmler de başarılıydı. Zaten Carrie’deki gazeteci kadın da bu yapımların hepsinde yer alıyor. Sonra o kadının gerçek hayatta yönetmenin eşi olduğunu öğrendim. O da iyi bir oyuncu.

Carrie korku türünde geçse de bence çok fazla korku unsuru içermiyor. Daha çok dram, gizem, gerilim ve gençlik dizi tadında bir yapım. Ama izlemesi hem keyifli hem de üzücü. Carrie karakteri, kitabın sonunda ölüyor. O zaman okuduğumda da üzülmüştüm. Bakalım dizi devam ederse hikayesi nereye gidecek. Bekleyip göreceğiz.

Dizinin teknik yanına bakacak olursak renk tonu ve filtresi çok güzeldi. Kasabada geçen gizemli hikaye olduğunu hissettiriyor. Riverdale dizisi de böyleydi. Oyunculuklar yerindeydi. Chris’i oynayan aktris, tam doğru bir seçim. Kız da role güzel adapte olmuş. Carrie zaten başlı başına ayrı bir güzel seçim. Önceden de dediğim gibi, başta gerçekten liseye gidin biri sanmıştım. Kızın oyunculuğu da güzeldi; duyguları hissettiriyor. Dizinin modern dünyaya uydurulması da güzel bir dokunuş. 70’lerde geçse nostaljik bir hikaye olurdu, yine izlenirdi. Ama günümüzde geçmesi ve modern sorunları da ele alması, farklı bir tat veriyor.

Son olarak, her bölümün başında Carrie başlığını görüyoruz. Birinci bölümden sekizinci bölüme kadar bu başlık, başta beyazken git gide daha da kırmızı oluyor. Ayrıca dizinin bölüm isimleri de Carrie’nin lise ders programına göre ayarlanmış. Bunlar da güzel detaylardı.

Bize Katılın!

Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup

Orta Dünyalı bir hayalperest