Film

Obsession Filmi İnceleme

Bazen işin içinden çıkamadığımız durumlar olur. Bu, okuldaki basit bir sınav da olabilir, önemli bir hastlatık da. Ne yaparsak yapalım sanki asla o istediğimiz şeye ulaşamayacağız veya bu durumu atlatamayacağız gibi hissederiz. Artık başka çare veya yol yoktur sanki. İşte tam bu anda birinin ya da bir şeyin gelip bütün sıkıntıyı geçirmesini ya da bizi istediğimiz şeye kavuşturmasını dileriz. Fakat bu bir hayalden ibarettir. Bunun sanki böyle olduğunu düşünerek belki bir an olsun rahatlarız. Fakat gerçekliğe dönünce yine o sorunla baş başayızdır.

Obsession yani Saplantı‘da ise durum farklıdır. O hayalini kurduğumuz, bizi sıkıntıdan kurtaracak olan ilahi güç devreye girer ve her şeyi değiştirir. Kurgusal hikayelerde buna deus ex machina denir, yani makineden çıkan tanrı. Hikayedeki karakter, bir yerde kapana kısılır. Aç ve yorgundur ya da dört bir yanı düşmanla çevrilir. Biz dış gözler olarak, “Acaba şimdi ne olacak? Buradan nasıl sağ kurtulacak?” diye sorgularken bir anda karakter beklenen kurtuluşa erer. Bu da genelde hiç olmadık bir şekilde olur.

Her Şey Bir Kız İçin

Fakat Saplantı’daki deus ex machina hikayenin çok başında meydana gelir. Bear adındaki çekingen, öz güvensiz ve sünepe bir karakterimiz vardır. Bear uzunca bir süredir, eskiden beri tanıdığı arkadaşı Nikki’ye aşık. Fakat Nikki onu arkadaş olarak görüyordur. Nikki ve Bear, aynı yerde çalışırlar. İşten sonra da diğer iki arkadaşlarıyla birlikte takılırlar. Bear hep Nikki’ye duygularını açmak ister ama bunu bir türlü yapamaz. Hatta filmin başında garson bir kızla bunun provasını bile yapar.

Bear, bir akşam eve döndüğünde kedisini ölmüş bir halde bulur. Haliyle bundan çok etkilenir. Tam o sırada da Nikki kendisini dışarıya çağırır. Bear renk vermez ve olan bitenden bahsetmeden kızın yanına gider. Öncesinde de bir mağazaya uğrar. Çünkü Nikki çok sevdiği kolyesini düşürmüştür ve Bear de ona yenisini almak ister.

Bear bir kolye beğenir. Ama iş kolyeyle bitmez. Mağazada “Tek Dileklik Söğüt” adında ilginç bir ürüne rastlar. Bununla dilek dileyince isteğinin gerçek olduğunu söyler kasiyer. Bear önce buna pek itimat etmez ama sonra bir tane alır ve doğruca arkadaşarının yanına gider.

Kedisinin öldüğünü arkadaşlarından gizler. Fakat bir ara Sarah’ya durumu açıklar. Burada ikili arasında küçük samimi bir an görürüz. Gece biter. Bear Nikki’yi evine kadar bırakmayı teklif eder. Kızın evine geldiklerinde Bear artık her şeyi söylecektir. Ama bir türlü cesaretini toplayıp da bunu yapamaz. Alt tarafı bir kıza açılmak bu kadar zor olmamalı. Filmin bütün olay örgüsü bu çocuğun kendini anlatamamasından çıkıyor. Zaten konuşma tarzı da çok yorucu ve rahatsız edici geldi. Sürekli lafı eveleyip geveliyor. Bu durum film boyunca beni yordu diyebilirim.

“Tek Dileğim …”

Bear, kıza açılamaz ve Nikki de haliyle arabadan iner. İşte tam burada Bear, mağazadan aldığı o dilek söğüdünü alır ve şunu diler:

“Nikki Freeman’ın beni dünyadaki herkesten çok sevmesini diliyorum.”

Ana karakterin hedefine ulaşması için deus ex machina burada devreye girer. Tabii bu büyülü bir cisimle meydana gelir. İlahi bir gücün kıza dokunuşuyla değil.

Bu andan itibaren işler artık sıra dışı hale gelir. Nikki gerçekten de Bear’i herkesten çok sevmeye başlar. İlk geceden birlikte olurlar. Kız artık sürekli Bear’ın yanındadır. Sürekli onu izler, ona bakar. Burada film boyunca dikkatimi çeken küçük bir detay var. Sevdiğimiz ya da hayran olduğumuz kişilere bakarken göz bebeklerimizin büyüdüğü uzmanlarca kanıtlanmıştır. Eğer siz de fark ettiyseniz Bear’ın dileğinden sonra Nikki’nin göz bebekleri çocuğa bakarken hep büyüktü. Filmi güzelleştiren bir detay olmuş.

Bir gün dışarıda yemeğe çıkarlar. Ama burada asıl mesele Nikki’nin söylediği bir yalanın ortaya çıkmasıdır. Nikki en başında babasının kanser olduğunu ve çok üzüldüğünü söyler. Ama Bear’in bildiği kadarıyla Nikki babasıyla pek konuşmaz ve onu sevmez. Bear bu durumu öğrenince kıza açar. Burada da yine Nikki bir anda kesitlerde sıkça gördüğümüz o meşhur krizi geçirir. Bu da bence içinde bulundukları ortam ve durum düşünülünce oldukça rahatsız edici ve gerici bir ortam. Kızın hareketleri kontrolden çıkmaktadır.

Kızın normal hareketleri de tuhaflaşır. Yürüyüşü, konuşması ve tavırları da bazen çarpık desek yeridir. Bear’e işte yemesi için öğle yemeği hazırlar. Ama bunu ölen kedisinin etinden yapar. Burada yine küçük bir detay. Yemek kutusunun içinde ikisinin birlikte bazı fotoğraflarını görürürüz. Bunların altlarında notlar vardır ve birinde “Ben değilim” yazar. Bunu yazan da yine gerçek Nikki’dir.

İşler Kontrolden Çıkıyor

Nikki Bear’e kafayı iyice takar. Hatta Bear bir gece uyandığında kızı yatakta göremez. Sonra Nikki’nin, odanın köşesinde onu izlediğini fark eder. Haliyle ürperir. Benim en çok şaşırdığım sahnelerden biri; Bear işe gitmek için evden çıkacağı sırada evin kapısının bantlarla kaplı olmasıydı. Tabii ki de bunu Nikki yapmıştı. Fakat Bear buna aşırı bir tepki vermeden evden çıkar. Zaten bu andan sonra çocuk artık bir şeylerin ters gittiğini anlar. Bear evden çıktıktan sonra Nikki olduğu yerde sırıtarak kalır ve çocuğun gelmesini bekler o halde. Bu da yine tüyler ürperten bir sahneydi. Bear eve döndüğünde kızı o halde ayakta bulur ama Nikki’nin üstü başı berbat bir haldedir. Resmen Bear dışında bir hayatı yoktur.

Bear o akşam, arkadaşının evine gidecektir. Ama Nikki’nin gelmesini içten içe istemez. Nikki bu duruma aşırı tepki verince mecburen onu da götürür. Arkadaşlarıyla birlikte doğruluk mu cesaret mi adlı oyunun jenga tarzında bir oyun oynarlar. Herkes çektiği taşta yazdığı şeyi yapar ya da söyler. Bunlardan birinde Bear, solundaki kişiyi öpecektir ama solunda Sarah vardır. Haliyle Nikki bunu istemez ve aralarına girer. Tam o sırada kız sinir krizi geçirir. İçki şişesini alıp başına vurur. Ama bunu yapan aslında gerçek Nikki’dir. Her ne kadar büyünün etkisinde olsa da içeride bir yerde gerçek Nikki vardır ve bu durumdan mutsuzdur.

Birlikte geçirdikleri ilk gecede de ansızın bu şekilde bir panik atak yaşamıştı Nikki. İşte bu da yine gerçek kişiliğiydi. Film boyunca ara ara kendini gösterdi.

Gece eve dönerler. Nikki uyurken Bear’e Sarah’dan bir mesaj gelir ve dışarı gelmesini ister. Bear gizlice evden çıkarken Nikki uykusunda konuşur ve, “Beni öldür. Beni kurtar,” der. Bunu söyleyen de içindeki gerçek Nikki’dir.

Bear evden çıkar ve Sarah’nın yanına gider. İkili sohbet ederken tam yakınlaşacakları sırada Nikki belirir ve Sarah’yı acımasız ve cani bir şekilde öldürür. İşler kontrolden çıkar.

“Her Şeyi Düzeltmeliyim”

Bear artık bu durumdan kurtulmak niyetindedir ve o mağazaya geri döner. Fakat buradaki satıcı ona büyünün tersine çevrilemeyeceğini söyler. İki çare vardır: Birinin Bear yerine dilek dilemesi ya da Bear veya Nikki’nin ölmesi. Bear hemen birkaç tane daha dilek söğüdü alır ve arkadaşı Ian’a gider. Durumu anlatır ama Ian ona inanmaz tabii ki. Hatta dalga geçmek için söğüdü kırar ve bir milyar dolar diler. İşte o anda gökten paralar yağmaya başlar.

Bear eve döner. Bu sefer de ölen arkadaşı Sarah’nın cesedini odanın birinde mahvolmuş bir halde bulur. Bunu da Nikki yapmıştır. Nikki artık kontrol edilemez durumdadır. Bear’e onu sevdiğini söylemesi için bağırıp çağırır. Kendine vurur ve, “Dur!” diye bağırır; gerçek Nikki yine içeride bir yerlerdedir.

O sırada Ian gelir. Fakat Nikki eline silahı almasıyla Ian’ı oracıkta öldürür. Bear artık bu işe bir son verecektir. Tuvalate giderek eline silahı alır ve intihar etmek üzeredir. Ama buna cesaret edemez. Onun yerine ilaç içerek hayatına son vermek ister. Tam o sırada içeriden bir ses gelir. Bear hipnoz olmuşçasına banyodan çıkar ve Nikki’ye gider. Kıza hayran hayran bakmaktadır. Evet, Nikki de dilek söğüdünü kullanarak Bear’ın kendisini sevmesini dilemiştir.

İkili bir an için çok mutludur. Acaba film böyle mi bitecek derken Bear bir anda yere yığılır. Aldığı ilaçtan dolayı hayatını kaybeder. Gerçek Nikki de Bear’ın ölmesiyle kendine gelir; artık büyü bozulmuştur. Kız o an gördükleri karşısında şoka girer. Film böylece sona erer.

Film Hakkındaki Düşüncelerim

Bence bu filmdeki saplantı kavramı, Nikki’nin Bear’e karşı olan saplantısı değil de tam tersiydi. Bear Nikki’ye karşı bu kadar saplantılı olduğu için, onunla mutlaka sevgili olması gerektiğini düşündüğü için bunlar yaşandı. Bazen bazı şeyleri oluruna bırakmak gerekir. Bir şeyin olacağı varsa olur. Bu şekilde zorla veya gerçekleşmiş olması için gerçekleştirilen şeyler ters tepebilir.

Obsession filmi, çıktığı günden beri ses getiren bir yapım. Özellikle düşük bütçesi ve çok bilinmeyen oyunculardan oluşan kadrosuna rağmen gelen başarı takdire şayan. Film konu ve hikaye olarak sıra dışı ve özgün. Nikki karakterini canlandıran Inde Navarette adlı aktrisi ilk kez burada izledim. Oyunculuğu harika. Bu filmi izlemeye değer kılan unsur bence bu.

Ama Nikki karakterinin yaptıkları bana çok geçmedi. Kızın bir büyü etkisi altında kalarak bunları yaptığını görünce fazla etkilenmedim. Sadece birkaç sahne dışında çok gerilmedim. Belki de herhangi bir mistik bir unsur olmadan kız saplantılı olsaydı o zaman daha gerilim dolu ve korkunç olabilirdi. Stephen King’in Sadist romanında Annie Wilkis adlı karakter, bir yazar olan Paul Sheldon’a kafayı takmış ve adamı evinde esir almıştı. Bu kitabı yıllar önce okumama rağmen hala bazı kısımları hatırlarım. Özellikle Misery’nin, adam kaçamasın diye bacaklarını kırdığı kısım… Obsession filminde de belki benzer bir durum olsa hikaye daha ürkütücü olabilirdi. Ama yine de izlemesi keyifli ve son zamanlarda çıkan kaliteli nadir yapımlardan biri.

Bize Katılın!

Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup

Orta Dünyalı bir hayalperest