Spartacus 1.Sezon Detaylı İnceleme
Spartacus, Roma’nın meşhur gladiyatörü ve köle isyanının öncüsü. Tarihe iz bırakmış bu kahraman gladiyatör ve onun hayatı yıllarca hatırlandı ve günümüzde de keyifli ve güzel bir diziye uyarlandı. Bu yazımızda Spartacus dizisinin birinci sezonu olan Blood and Sand yani Kan ve Kum’u inceliyoruz.
Tabi bu dizinin birebir gerçek olayları yansıtmadığını hatırlatmakta fayda var. Bir uyarlama olduğu için hikayede değişiklikler yapılmış. İlk olarak belli başlı karakterleri tanımak önemli.
Karakterler












Sezonun Hikayesi
Daha pek çok karakter bulunuyor ama hepsini tanıtmamız zaman kaybı olacak. O yüzden diğer karakterlerden hikaye akışı içinde yer yer bahsedeceğim. Adını bilmediğimiz ama daha sonra Spartacus olarak alınacak olan Trakyalı bir asker, bir Roma birliğine yardım eder. Fakat birlik komutanı Gaius Glaber’ın stratejilerinden hoşnutsuz olduğu için orduyu terk eder.
Köyüne döndüğünde etraf harap haldedir. Ama eşi Sura iyidir. Birlikte kaçarlar. Glaber, Getaelerle savaşırken ordusunun dağılmasından Spartacus’ü sorumlu tutar ve ondan nefret etmeye başlar. Ardından Sura ile birlikte Spartacus’ü yakalar. Sura köle olarak satılır.

Spartacus ise arenaya sürülür. Arenaya sürüklenip dövüşmek zorunda kalan Spartacus, hayatta kalmak için acımasızca savaşır. Seyirciler, onun hem fiziksel gücünü hem de içindeki öfkeye görür. Bu bölüm Spartacus’ün hem isminin hem de kaderinin şekillendiği, kişisel trajedinin ve intikam dürtüsünün temelinin atıldığı bölümdür. Bölüm sonunda kendisine Spartacus ismi verilir. Bu isim, zamanında büyük işler yapmış Romalı bir generalin adıdır.
Spartacus, Capua’daki Batiatus ludusuna gelir. Burası eğitim, acı, aşağılanma ve hiyerarşi ile doldur. Daha gelir gelmez Crixus ile ters düşmeye başlarlar. Spartacus’un yeteneği hemen fark edilir. Fakat o duygusal olarak parçalanmış haldedir. Çünkü Sura’yı
kaybetmiştir.
Hırslı Batiatus, Spartacus’ün yükselişinin nasıl kara dönüştürülebileceğini planlamaya başlar. Bu hırs, Spartacus’ün arenaya adapte oluşunu, diğer kölelerle ilk ilişki kırıntılarını ve Batiatus’un manipülatif doğasını gösterir. Spartacus’e ise kendisi için dövüşüp kazanırsa eşi Sura’yı bulacağına söz verir.

Bundan böyle Spartacus, bu umutla yaşar ve dövüşür. Spartacus son testte Crixus’u yener ve artık yemin ederek resmen bir gladyotör olur. Ardından Spartacus resmi olarak arenaya çıkar.
Capua’nın Yeni Gözdesi Spartacus
İlk büyük gösterisine beklentileri aşan bir performans sergiler. Halk onu hızla kahramanlaştırmaya başlar. Batiatus bunu fırsata çevirir. Ancak bu zaferler beraberinde kıskançlık, politik oyunlar ve kişisel fedakarlıklar getirir. Özellikle Crixus haklı olarak statüsünü sorgular. Bu bölüm, şöhretle gelen yalnızlık ve gladyatör olarak yeni bir kimliğin kişisel maliyetine odaklanır.
Ardından öğreniriz ki Domina Lucretia, Crixus’u özel istekleri için kullanmaktadır. Bu sırada Naevia’da Crixus’un dikkatini çekmeye başlar ve aralarındaki ilişkinin ilk adımlarını görmeye başlarız. Ayrıca Lucretia, luduslarına destek olması için Illithia ile yakın ilişkilerini de sürdürür. Böylece eşi Glaber’ın yardımını alabileceklerdir.

Spartacus arenada Crixus’a dövüşü kaybeder ve gözden düşer. Ardından dövüş çukuru denen insanlık dışı yerde dövüşmeye götürülür. Burası galabiyet için her şeyin mübah olduğu bir yerdir. Dominus’un maddi durumu da artık sıkıntıya girmektedir. Ayrıca bütün şehri etikleyen kuraklık da gitgide kötüleşir.
Spartacus rakiplerini bir bir yener ve yeniden Dominus’un gözüne girer. Hatta Dominus’a saldıran suikastçıları da durdurur. Yeniden gladyatör olarak geri döner.
Her gün hayatta kalmak için savaşırken hem fiziksel hem de zihinsel olarak değişir Spartacus. Korku, öfke ve kararlılık, karmaşık bir şekilde birleşir. Bu bölüm, onun Spartacus kimliğinin olgunlaştığı, gladyatör olmanın yalnızca yetenek değil strateji ve soğukkanlılık gerektirdiğinin de altını çizer.
Spartacus: Yağmur Getiren
Beşinci bölümde kuraklık hala sürmektedir. Bu sefer Spartacus ve Crixus, Solonius’un gladyatörü olan Theokoles’le dövüşür. Bu gladyatöre Ölümün Gölgesi denir. Daha önce bu adamı yenebilen çıkmamıştır. Onunla dövüşüp de hayatta kalabilen tek kişi Doctore’dir. Bu yüzden de dövüş için Spartacus ve Crixus’u özel olarak hazırlayacak olan odur. Illithyia, Lucretia’yı çocukları olmadığı için bir büyücüye götürür. Artık Naevia kalbine girdiği için Crixus Domina’yı reddetmeye başlar.
Batiatus ise kendisine saldıranların kim olduğunu bulmaya çalışır. Bunu yapan kişinin Magistrate Calavius’un kuzeni Ovidius olduğunu öğrenir. Ardından Ovidius ve ailesini ortadan kaldırır.
Spartacus ve Crixus, Theokeles’in karşısına çıkar. Çetin bir mücadele yaşanır. Crixus dövüşte ağır yaralar alır ama Spartacus Theokoles’i yenmeyi başarır. Bunun hemen ardından yağmur yağmaya başlar. Artık Spartacus Yağmur Getiren olarak anılır. Capua Şampiyonu unvanı da kendisine geçer. Yağmurla birlikte kuraklık da sona erer.

Spartacus’ün başarısı, beraberinde ödülünü de getirir. Spartacus’ün eşi Sura ludusa getirilmektedir. Spartacus birleşmelerinin hayalini kurar ama aslında farklı planları vardır: Sura gelince ludustan kaçmayı düşünmektedir.
Özgürlüğün Bedeli
Ama özgürlük hayalleri kuran sadece Spartacus değildir. Kartaca Canavarı olarak bilinen Barca adındaki gladyatör, kendisi ve çok sevdiği Pietros’unun özgürlüğünü satın alarak artık bu işleri bırakmak ister. Batiatus’a gelen bir haberde öldürülen Ovidius’un oğlunun hala hayatta olduğu bildirilir. Batiatus bu işi Barca’ya vermişti ve hepsini ortadan kaldırması istemiştir.
Bunu duyan Ashur bu şüpheyi Barca’ya karşı kullanır ve ondan kurtulmak ister. Çünkü Barca ile arası pek iyi değildir. Ardından Dominus’u kandırır ve Barca’yı öldürmesine ikna eder. Fakat daha sonra anlaşılır ki bu gelen haber yalandır ve o gece kimse hayatta kalmamıştır. Dominus, Barca’yı boşuna gözden çıkardığını anlar. Ama artık çok geçtir.
Spartacus kaçış planını hazırlar ve artık Sura’nın gelmesini beklemektedir. Fakat çok talihsiz bir şey olur. Sura’yı taşıyan arabaya bir saldırı olur. Maalesef Sura hayatını kaybeder. Dizinin en trajik kısmı benim için buydu. İkisinin birleşmesine dört gözle beklerken olayların bir anda farklı bir yere dönmesi derinden etkiledi.

Eşinin kaybıyla fazlasıyla sarsılan Spartacus, ne yapacağını bilemez. Barca’nın yokluğunda Pietros korumasız kalır. Gnaeus adında başka bir gladyatörün sürekli saldırılarına maruz kalınca en sonunda kendi canına varır. Bunu gören Spartacus da Gnaeus’u uçuurmdan aşağı iter. Dominus bunu öğrenince küpler biner. Spartacus’ten bir seçim yapmasını ve artık geçmişi geride bırakmasını ister ve ona bir fırsat verir.
“Ben Spartacus’üm!”
Spartacus, bir anma töreni gereği Romalı bir general kılığında altı tane suçluyla dövüşecektir. Ama bu suçlular Trakyalı giysileri içindedir. Spartacus bunu kabul etmek istemez ama sonunda mecbur kalır. Bundan böyle kendisini eşinin sıkı sıkıya inandığı tanrılarına emanet eder. Dövüşün son anında rakiplerinden sonuncusunu da yenmek üzereyken adamın yüzünde kendini görür ve duraksar.
İşte burası Spartacus’ün geçmişi silip geleceğine yöneleceğine dair bir işarettir. Eğer son hamleyi yaparsa artık o tamamen Spartacus olacaktır ve öyle de olur. Trakyalı hayatı yerde kalır ve arenanın gözdesi Spartacus olur.

Crixus hala daha kendine gelememiştir. O sırada Spartacus artık yeni şampiyon olarak ludusun gözdesidir. Diğer gladyatörler arasında da saygınlık kazanmıştır.
Ashur geçmişte arenada Crixus tarafından bacağından yaralandığı için ona karşı kin tutmaktadır. Crixus’un artık iş göremeyeceğini Dominus’a söyleyerek onu satması konusunda ikna etmeye çalışır. Batiatus onu dinler ve bir alıcı bulmasını söyler.
Bu sırada yeni gladyatör adayları satın alınır ve ludusa getirilir. Bu adaylardan biri olan Segovax, Illithyia’nın özel gladyatörü olur. Illithyia Segovax’ten Spartacus’ü öldürmesini, böylece onu özgür bırakacağını söyler. Aslında Spartacus’e saygı ve sempati duyan Segovax, diğer gladyatörler gibi özgürlük hayali kurduğu için bu teklifi kabul eder. İşte burada özgürlük kavramının bir gladyatör ve köle için diğer her şeyden ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

Segovax banyoda Spartacus’ü yakalar ve sahibesinin isteğini yerine getirmeye kararlıdır. Bir arbede yaşanır. Spartacus’ün işi bitmek üzeredir. Ama tam o sırada Crixus gelir ve Spartacus’ü kurtarır. İkili arasında yeni bir ilişkinin küçük de olsa işaretlerini görürüz. Spartacus’e yapılan bu saldırı, ludusta büyük ses getirir.
Öyle ki Segovax bir tahttaya kollarından çivilenerek asılır ve uzuvları kesilir. Crixus ise Spartacus’ü kurtardığı için yeniden Dominus’un gözüne girer ve artık satılması söz konusu bile olmaz.
Talihsiz Bir Gece
Licinia adında bir asilzade ve senatörün kuzeni Capua’ya gelerek luduslardan birini görmek ister. Illithyia onu Batiatus’un ludusuna getirir. Licinia Spartacus’ten çok etkilenir ve onunla özel bir gece geçirmek ister. O sırada Illithyia da Crixus’a gözünü kestirir. Ama bu Lucretia’nın hoşuna gitmez. Bir oyun çevirir ve Crixus yerine Spartacus’ü Illithyia’nın odasına getirir ve ikisi birlikte olurlar.
İkili birbirlerine karşı başından beri kin tutmaktadır. Fakat o akşam taktıkları maskelerden ötürü birbirlerini tanıyamazlar. Ama maskeler düştüğünde dehşete kapılırlar. Licinia Illithyia’nın bu trajikomik olayının büyük ses getireceğini söyleyerek onu kışkırtınca Illithyia Licinia’nın canını vahşice alır.

Bunun gizli kalması gerekmektedir. Bu fırsattan istifade etmek isteyen Domina, eğer Illithyia eşi Glaber’ı kendi luduslarına destek olması için ikna ederse olayın üstünü kapatacağını söyler. Batiatus da Solonius’u ortadan kaldırma planlarına devam eder.
İpler Kopuyor
Magistrate Calavius’un oğlu Numerius’un yaş alma partisi düzenlenecektir. Batiatus kendi evini parti için açar. Numerius’un isteğiyle gladyatörlerden Crixus ve Spartacus bir gösteri dövüşü yapacaklardır. Fakat bu Illithyia tarafından engellenir. Numerius’u ikna ederek Spartacus ile Varro’yu dövüştürmesini ister. Partide de böyle olur ve ikisi dostça, birbirlerine fazla zarar vermeden
dövüşürler.
Spartacus dövüşü kazanır ve Varro da usulen teslim olduğunu işaret eder. Fakat Illithyia zaten Spartacus’ün kazanacağını biliyordur. Numerius’tan Varro’nun hayatına son vermesi için emir vermesini önceden söylemiştir. Kaybeden gladyatörün yaşayıp yaşamayacağını belirlemesi için Numerius’a söz hakkı verirler. Bir gösteri dövüşü olduğu için kimsenin canına bir zarar gelmeyecektir. Ama Illithyia’ya uyan Numerius Spartacus’ten Varro’nun canını almasını ister.

Oradaki herkes buna çok şaşırır. Çünkü bu sadece bir gösteridir. Ama hem Numerius hem de Magistrate emrin uygulanmasına ısrar eder. Spartacus tereddüt eder ve haliyle bunu yapmak istemez. Çünkü karşısındaki en yakın arkadaşıdır. Batiatus da ısrarcı olur ve muhafızlar da etrafını sararlar.
Varro durumu kabullenir ve Spartacus’ten emri uygulamasını ister. Spartacus karşı koyar fakat Varro kılıcı tutarak kendi boynuna bastırır ve kendi hayatına son verir. Zaten eşinin kaybını zar zor atlatmış olan Spartacus şimdi de en yakın arkadaşını kaybeder.
Artık eğitimlerde oldukça isteksizdir ve antrenman yapmak istemez. Varro ile dövüşünde ufak bir yara almıştır ve bunu tedavi ettirmediği için yara enfeksiyon kapmış, onu elden hayattan düşürmüştür. Hatta ateşlenerek halüsinasyonlar görmeye başlar.
Gerçek Açığa Çıkıyor
Bu sıralarda villada köle olan Mira ile aralarında ilişki gelişmeye başlar. Zamanında Spartacus’un eşi Sura’yı getirmekle görevli Aulus da yaralanır ve revire getirilir. İşte burada Spartacus ondan şüphelenmeye başlar.
Yaşanılan saldırı olayı gereği karnında bir yara izi olması gerekirken böyle bir şey yoktur. Spartacus onu zorlayarak doğruları ve eşi Sura’nın başına aslında ne geldiğini öğrenir. Aulus, Batiatus’un emriyle Sura’nın canını almıştır. Bunu duyan Spartacus çok sinirlenir ve artık isyan edip özgür olmayı aklına koyar. Gladyatörlük diye bir şey yoktur. Bu sadece asillerin eğlencesidir. Kimse onları düşünmemektedir.

O sırada Crixus arenada zafer kazanır. Batiatus ise Ashur’un yardımıyla Magistrate’ı kaçırır ve kanalizasyonlara saklar. Ashur en başından beri Solonius’la ikili oynamaktadır ve bu sefer onu kandırarak bu meseleye dahil eder. En sonunda ise Magistrate’ı kaçıran sanki Solonius’muş gibi görünür. Solonius kanalizasyona gelmeden çok önce Magistrate hayatını kaybetmiştir.
Magistrate’ın ölümünden sorumlu tutulan Solonius arenada infaz edilecektir ve bu işi Spartacus’a verilir. Glaber Capua’ya gelir ve Batiatus’u ziyaret eder. O sırada askerleri ve Spartacus arasında bir arbede yaşanır. Glaber Batiatus’un ludusuna sponsor olmayı reddeder. Böyle olunca da Batiatus ve Lucretia da Illithyia’nın Licinia’nın canını nasıl aldığını anlatır ve adamı bununla tehdit ederler. Bunu duyan Glaber sponsor olmaya razı olur.
Ashur başarılı geçen gizli işlerinden dolayı terfi alır ve artık villada özel bir odada yaşamaya başlar. Başından beri Crixus’a karşı kin güden Ashur artık ondan intikamını almak ister. Naevia’nın kendine gönderilmesini ister. Bunu duyan Crixus sinirlenir ve ona saldırır. Crixus ve Naevia arasındaki gizli ilişki ortaya çıkar. Lucretia iki taraftan da ihanete uğramıştır.
Batiatus ise aslında başından beri Lucretia ve Crixus’un ilişkisinden haberdar olduğunu itiraf eder. Crixus gözden düşer. Naevia ise villadan gönderilir. Kapıdan çıkarken de Doctore’ye Barca’nın nasıl “özgür” kaldığını açıklar.
İsyan
Spartacus ve Crixus, Capua’nın önde gelen soyluları önünde dövüşecektir. Pek çok soylu Batiatus’un villasına gelmiştir. Fakat bundan birkaç gün önce Spartacus, isyan planlarını harekete geçirmeye ve diğer gladyatörlerin desteğini almaya başlamıştır. Sadece Crixus ve adamları, ona katılmak istemez. Crixus’un asıl niyeti yeniden Naevia ile bir araya gelmektir.
Villada çalışan kölelerlden biri olan Mira da Spartacus’e yardımcı olacaktır. Doctore Batiatus ile yüzleşir ve Barca hakkında öğrendiklerini ona anlatır. Burada Doctore’nin gerçek adını da öğreniriz: Oenomaus.

Spartacus’ün Crixus’u daha kolay yenebilmesi için Crixus’un içeceğine onu zayıflatacak bir ilaç eklerler. Bunu yapan da yine Ashur olur. Spartacus ve Crixus dövüşe başlar. Spartacus tekrar Crixus’u ikna etmeye çalışır. Ona kendisini zayıf düşürmek için zehirlediklerini söylediğinde Crixus’un gözü döner ve o an fikri değişir.
Spartacus daha önce de olduğu gibi Crixus’un kalkanı yardımıyla zıplar ve villanın balkonuna atlar. Artık isyan başlamıştır. Ne kadar soylu varsa hepsini yere sererler. Buna Batiatus ve Lucretia da dahildir. Illithyia ise olaylar başlar başlamaz oradan kaçar. Doctore başta isyancıları engellemeye çalışır. Ama Crixus Spartacus’ün eşine olanları anlatınca o da isyana katılır. Son sahnede Spartacus bir yemin eder: Roma’daki bütün köleleri özgürleştirecektir. Ardından ne kadar köle ve gladyatör varsa birlikte Batiatus’un ludusundan kaçarlar.

Yorum ve Düşüncelerim
İlk sezonun hikayesi bu şekilde. Hikaye olarak gerçekten çok güzel ve ekrana da aynı şekilde yansıtılmış. Diyaloglar ustalıkla yazılmış. Bazı sahnelerde dikkat ettiysek karakterler yer yer birbirlerinin diyaloglarını tamamlayarak konuşuyor. Bu da ayrı bir keyif veriyor izlerken.
Dizi genelinde dövüş sahneleri oldukça detaylı işlenmiş. Zaten izlediysek ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Kesme-biçme sahneleri ve efekt yoğunlu hat saffada. Sanki gerçekten birbirlerini yaralıyorlarmışçasına oynuyorlar.
Efekt kullanırken ellerini korkak alıştırmamışlar. Başta izlerken garip gelebiliyor ama ilerledikçe alışıyorsunuz. İlk defa izleyecekseniz bu tarz sahnelerin olduğu aklınızda bulunsun. Her türlü kesme, bişme, koparma ve hazırlık konuda. Aynı şekilde dizi boyunca pek çok açık sahne ve ilişki sahnesi bulunuyor. Bunu da bilerek izleyin. Ortada bir şey olmasa da arkada bekleyen bir köle üstsüz veya tamamen kıyafetsiz bir şekilde orada duruyor. Beni rahatsız etmedi ama izleyiciye göre değişir.
Sahne tasarımları ve eşyaları döneme uydurulmuş. Kostümler çok güzel bir şekilde seçilmiş. Çekim açılar ve hikaye anlatımı ve aktarımı da gayet ustalıkla yapılmıştı bence. Bunun dışında oyunculuklar ve oyuncu seçimleri de gayet kaliteliydi. Yan rollerdekiler bile hiç sırıtmamış. Kötü oyunculuk gördüğümü hatırlamıyorum. Sıradan gladyatör rolündeki oyuncular haricinde diğerleri rol için güzel hazırlanmış.

Tabii tarihte gladyatörler, bu kadar kusursuz fiziklere sahip değillermiş ama neticesinde bu bir dizi ve görselliğe de hitap ettiği için role ve karakterlere uygun diyebiliriz. Oyunculuk olarak en çok beğendiğim kişi Doctore karakterini canlandıran Peter Mensah oldu. Rolünün ağırlığını güzel hissettirmiş. Özellikle eğitim sahnelerindeki ses tonu ve beden dili çok iyiydi.
Bazı karakterler konusunda hikaye nezdinde çok kararsız kaldım. Mesela Barca bunlardan biri. İyi mi desem kötü mü desem bilemedim. O da diğerleri gibi bir gladyatör ve özgürlük peşinde. Zalim biri mi? Belki olabilir ama karşıdaki kişiye göre.
Aynı şekilde Crixus da ilk bölümlerde daha antipatik biri gibi gösteriliyor. Ama ilerledikçe aslında içten içe iyi biri olduğunu görüyoruz.
Andy Whitfield
Ve Spartacus. Aktör Andy Whitfield rolüne çok yakışmış. Keşke devam edebilseymiş ama bu sezonun sonunda oyuncu kansere yakalanmıştı. İkinci sezon çekimleri hastalığının atlatır umuduyla ertelenmişti. Hatta araya 6 bölümlük geçmişteki olayları anlatan bir hikaye çekmişlerdi. Ama genç aktör ne yazık ki vefat ederek geride pek çok hayran ve seven bıraktı. Bazı karakterler bazı oyunculara yapışır kalır. Bence Spartacus da Andy Whitfield için öyle. Bu bölümde Spartacus dizisinin ilk sezonundan
bahsettik. Umarım keyif almışsınızdır.
Spartacus dizisini sezon sezon incelemeye devam edeceğiz. İkinci sezonun detaylı incelemesinde görüşmek üzere.

Bize Katılın!
Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup


