Film

Odyssey Fragmanı Ağır Eleştiri

Birkaç gün önce, Christopher Nolan’ın merakla beklenen the Odyssey filminden bir fragman geldi. Gelmesiyle birlikte büyük ses getirdi. Ana hikayeden kopukluk ve uyumsuzluk, bu tepkinin başlıca sebeplerinden. Tarih ve mitoloji seven biri olarak bu yazıda the Odyssey filminin fragmanından gördüklerimiz ve şimdiye kadar çıkan bazı haberlerden yola çıkarak bu filmin daha şimdiden neden beklentilern altında kaldığını açıklayacağım.

Odyssey Nedir?

Başlamadan önce Odyssey’nin ne olduğundan bahsedelim. Orijinali Odysseia olan destan, Homeros tarafından meydana getirilmiştir. Homeros İlyada destanının da sahibidir. Odysseia destanı, İlyada’da anlatılan Troya Savaşın’nın sonunda, savaşta yer alan İthake Kralı Odysseus’un eve dönüş maceralarını konu eder. Bu yüzden filme adını veren Odyssey kelimesi İngilizce’de “macera” anlamına gelmektedir.

Homeros’un kör bir ozan olduğu söylenir ve bu destanları etrafındaki insanlara anlatarak aktarmıştır. Fakat kimilerine göre Homeros diye biri yoktur ve bu destanlar, birkaç kişinin bir araya getirerek anlattıkları hikayelerdir. İlyada destanında anlatılan Troya Savaşı’nı kısaca özetlemek gerekirse; Troyalı Paris, Sparta Kralı Menelaus’un eşi Helen’i kaçırır ve akabinde bu savaş çıkar. Bu savaşın çıkış sebebini anlattığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Menelaus, ordularını toplar ve Troya’ya saldırır. Tanrıların da dahil olduğu 10 yıl süren bir savaş sürer. Nihayetinde meşhur Troya Atı’nın inşa edilmesi ve şehre gönderilmesiyle şehir ele geçirilir. Bu tahta at fikrini ortaya atan da Odysseia destanının baş karakteri Odysseus’tur.

Eve Dönüş Macerası

Savaşın ardından Odysseus evi İthake’ye dönmek için adamlarıyla birlikte yola çıkar. Yolda pek çok olay geçer başlarından ve her seferinden gemi ve adam kaybeder Odysseus. Bunlardan birinde Sicilya’ya ulaşır. Burada Kiklopların lideri Polyphemus’u öldürür. Bunu yaparak başına büyük bir bela alır. Zira Polyphemus, Tanrı Poseidon’un oğludur. Oğlunun katledilmesine sinirlenen Poseidon, Odysseus durdurmak için elinden geleni yapar ve eve dönüşünü geciktirir.

Odysseus, yolda Aeolous adında bir adamdan yardım alır. Bu adamın çantası rüzgarlarla doludur ve Odysseus’un gemilerini hızlandırır. Ne zaman ki onlardan ayrılır, Odysseus 12 gemisinden 11’i Laestrygonianlar adındaki devler tarafından batırılır.

Ardından sağ kalanlar Aeaea Adası’na ulaşırlar. Burada Büyücü Kirke ile karşılaşırlar. Kirke, hepsini domuza çevirir. Fakat Hermes’in kendisine vermiş olduğu bitki sayesinde Odysseus bu büyüden etkilenmez. Ardından Kirke, Odysseus’a aşık olur. Odysseus, kadını ikna ederek adamlarını eski haline çevirmesini ister.

Bunlar olurken, Odysseus’un eşi Penelope İthake’deydi. Herkes Odysseus’un öldüğünü düşünerek kadınla evlenmeyi ve İthake Kralı olmayı ister. Fakat Penelope Odysseus’un döneceğinden emindir ve ona zaman kazandırmak isteyerek taliplerini oyalar.

Odysseus Aeaea Adası’ndan ayrılır ama bu sefer de Sirenlerle karşılaşır. Fakat Kirke onu Sirenler konusunda önceden uyarmıştır. Odysseus kendini geminin direğine bağlar ki Sirenleri önceden görüp duyabilsin. Adamlarına da kulaklarını balmumuyla doldurmalarını söyler. Bu sayede Sirenleerin çıkardığı seslerden etkilenmezler.

Ardından Thrinacia Adası’na gelirler. Burada Odysseus’un adamları büyük bir hata yapar ve Güneş’i temsil eden Titan Helios’un kutsal sığırlarını kesip yerler. Buna sinirlenen Zeus, bir fırtına gönderir ve adamların hepsini öldürür. Odysseus bir başına Ogygia Adası’na çıkar. Burada kendini büyüleyen Calypso’nun 7 yıl esir olur. Nihayetinde Zeus, ona merhamet eder ve Odysseus’un evine dönmesini sağlar.

Troya için yola çıkmasından 20 yıl sonra artık Odysseus evine döner. Oğlu Telemakhos’la buluşur. Telemakhos, annesinin taliplerinden kaçmıştır çünkü genç adamı öldürmek niyetindedirler. Odysseus kılık değiştirerek saraya girer.

Kraliçe Penelope ve Odysseus’un Yayı

O sırada Penelope de taliplerinden biriyle evleneceğini söyler ama bir şartı vardır: Odysseus yayını gerip kullanabilenle evlenecektir. Oradakilerden hiçbiri bunu yapamaz. Odysseus meydana çıkar ve yayını kullanarak taliplerin hepsini öldürür. Ardından Penelope’ye kavuşur.

Fragmanda Neler Gördük?

Odyssia destanı genel hatlarıyla bu şekildedir. Şimdi de fragman hakkında konuşalım. Fragman, Odysseus’un denizden perişan halde çıkması ve bir kadınla arasında geçen konuşmayla başlar. Bu kadın, az önce bahsettiğimiz Calypso olacakmış. Yaşadıklarını anlatır. Burada Troya Savaşı’nı görürüz. Hatta Troya Atı da oradadır. Ama gördüğüm kadarıyla at sanki demirden ve ustalıkla yapılmış gibi duruyordu. Fakat atın bu şekilde yapılabilmesi mümkün değil. Çünkü savaş sırasında ellerindeki malzemeleri kullanarak yapılıyor. Bunlar da genellikle gemilerin parçaları. Aslında tahta bir at. Çanakkale’ye gittiyseniz, zamanında çekilen Troy filminde kullanılan atı orada görürsünüz. Destanda tasvir edilene daha yakındır.

Ardından demir zırh ve miğferler içinde bir adam gelir. Bunun da Agamemnon olduğu açıklanmıştı. O dönemde böylesine zırh ve miğferlerin kullanılması aykırıdır. Genelde hafif, keten ve bronzdan koruyuclar tercih edilirdi. Zaten düşündüğümüzde sıcak ve yorucu bir iklimdeki askerlerin o derece ağır ve siyah teçhizat kuşanmaları oldukça mantıksızdır. Kullanılan kalkanlar da tahtadan ve dış kısmı bronz kaplamadır.

Laestrygonianlar

Ardından Odysseus ve adamlarının dev gibi, ZIRH giymiş askerlerle çarpıştıklarını görürüz. İşte bunlar Laestrygonianlar’dır ve böyle zırhlar giymezler. Antik Yunan’da bu tarz ekipmanları kimse giymezdi. Nolan kendince bir şeyler uydurmuş.

Laestrygonianlar, vahşi yamyam devlerdir. Filmdeki gibi zırh ve silahlara sahip olmaları mümkün değildir. Çünkü vahşidirler. Saldırgandırlar. Bunları üretecek imkanları yoktur. Fark ettiysek yine demir kullanılmış. Hatta Odysseus ve adamlarının zırhları da demirden yapılma gibi duruyor. Keşke Nolan, dönemin özelliklerini dikkate alsaymış ve neden BRONZ Çağı dendiğine dikkat etseymiş.

Fragmanda çoğunlukla Nolan işi aksiyon sahnelerini görürüz. Zaten çoğu filmde de bunu yapıyor. “Şöyle büyük IMAX kameralar, böylesine çekimler.” Hikaye olmasa da görüntü güzel olsun, göze hoş gelsin mantığı her zaman işliyor Nolan severler arasında.

Agamemnon ve Odysseus

Son olarak son sahnede Odysseus, Tanrıların bile kendisine engel olamayacağını söyler. Bu da nispeten hatalıdır. Ona engel olmaya çalışan tek tanrı Poseidon olur. Sonunda eve dönmesini sağlayan da Zeus’un merhametidir. Etkileyici kapanış sahnesi için gereken iddialı cümleyi Nolan bu şekilde uydurmuş. Destanı bilmeyen için olağanüstü gelecek bu replik, bizleri güldürüyor. Replik demişken, diyaloglar da günümüzün konuşma biçimlerindeki gibi olmuş. Eski dönemi yansıtan herhangi bir kalıp, söz vesaire kullanımı fragmanda dikkatimi çekmedi. Modern bir konuşma tarzı, bu tarz yapımlarda kulak tırmalıyor.

Oyuncu Söylentileri

Fragman dışında filmdeki bazı oyuncular hakkında da bilgiler var. Bunlardan en önemlisi Helen karakteri ve oyuncusu. Söylentilere göre Helen karakteri, siyahi bir oyuncu tarafından canlandırılacak. Zaten bu konudan dolayı, bizim meşhur Yüzüklerin Efendisi dizisinden çok çektik. Şimdi de mitolojiye ve destanları da bozmaya başladılar. Babası Tanrı Zeus olan, yaşadığı dönemin en güzel kadını, hatta Troya Savaşı’nın çıkma sebebi, bunca olayın ve hikayenin yaşanma sebebi olan kadını neden bu şekilde değiştirmeyi seçtiklerine anlam veremiyorum. Asıl ırkçılık işte budur. Forced diversity denilen “zorlama çeşitlilik” adı altında artık kültür ve destanlara bile saygısızlık yapıyorlar.

İş sadece Helen’de de bitmemiş. Rapçi Travis Scott da filmde yer alıyor. Rolünün o dönemin ozanlarından biri olan Demodocus olduğu söyleniyor. Demodocus, Troya Savaşı’nı anlatan ozandır. Travis Scott da bunu rap yaparak anlatır artık.

Ardından olmazsa olmaz, her yerde çıkması gereken, her filmde yer alması gereken Zendaya. Nedense her filmde bu kadın var. Sebebi belli: Yine siyahi olduğu için. Oyunculuğu da kötü. Söylentilere göre Zendaya da Bilgelik Tanrıçası Athena’yı canlandıracak. Helen için söylediklerimin aynısını buradan tekrarlamak istemiyorum. Babası Zeus olan bir Tanrıça, Yunan kızı Yunan. Uygun buldukları oyuncu bu kadın olmuş.

Nolan gidip bilim-kurgu filmleri çekmeye devam etsin. Tarihi ve mitolojik olaylara mümkünse hiç bulaşmasın daha iyi olur. Hem bizim için hem de kendisi için.

Söyleyeceklerim bu kadar. Film çıktığında izlersem yine bir değerlendirme yaparım. Fakat fragmanı böyleyse film nasıldır, kim bilir. Gitmeye değmez, diye düşünüyorm. Bu yazımızda geçtiğimiz günlerde yayınlanan the Odyssey filminin fragmanını tarihsel ve olması gerektiği gibi bir bakış açısıyla inceledik. Siz de fikirlerinizi bizimle paylaşın. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

Bize Katılın!

Instagram · Discord · Youtube · Facebook Grup

Orta Dünyalı bir hayalperest